ANASAYFA / Ders Notları / Trablusgarp Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti ve Askeri Durumu

Trablusgarp Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti ve Askeri Durumu

SAVAŞ ÖNCESİ OSMANLI ASKERİ DURUMU VE SAVAŞ

Osmanlı Trablusgarp halkını aç ve perişan bırakmış bu durum Hakkı paşa ve kabinesince itiraf edilmesine rağmen hiçbir şey yapılmamıştır. Marttan Hazirana kadar burada açlıktan 514 kişi ölmüş 200 bin kişide geçimlerini sağlamak için Tunus’a geçmiştir. Osmanlı İtalyan ültimatomuna verdiği cevapta İtalyanların ekonomik isteklerinin neler olduğunu sormuş ve hemen müzakerelere başlanabileceğini bildirmiş olmasına rağmen İtalya bunları dikkate almayarak savaş açmıştır. İtalya bu savaşa uzun zamandır hazırlanmaktaydı. Uzun çapta kara ve deniz topları sayısız mitralyöz cephane ve çok kalabalık ordusu vardı. İtalya o sırada dünyanın en güçlü donanmalarından birine sahipti. Osmanlının ise savaş başladığı zaman Trablusgarp da ki asker sayısı 2000 i veya 15-20 bini geçmiyordu. Lazım olduğunda kuloğullarından 40-50 bin kişilik bir ordu teşkil edilerek hazırlık mevcuttu. Fakat önemli bir kısmı silahlarıyla birlikte Yemen’e İmam Yahya ayaklanmasını bastırmak üzere yollandı.

Tekrar yerlerine iade edilmedi. Ayrıca bununla kalmayıp kuloğullarının lüzumu halinde silahlandırılması için bulundurulan Trablusgarp askeri depolarındaki silahlar yeni sistemle değiştirilmek üzere İstanbul’a getirilmiş ve tekrar yerlerine iade edilmemiştir. 1910 bütçesinde kabul edilen Trablusgarp’ da ki iki süvari alayı da bir alaya indirilmiştir. Bingazi’dekiler daha azdı ve kendi hallerine terk edilmişlerdi.

Abdülhamit döneminde Osmanlı donanması Haliçte 30 yıl kapalı, talimsiz, tamirsiz yüz üstü bırakılmıştı. Bunun sebebi padişahın amcası Abdülaziz’in hal’i sırasında donanmanın önemli bir rol oynamasıydı. II. Abdülhamit bu olayın kendi başına da gelebileceği endişesiyle donanmayı Haliç’e ve Çanakkale’ye çekerek en zaruri olan onarmaları bile yaptırmamıştı. Donanmanın bu aciz hali düşmana cesaret vermişti.

Osmanlı işgale kayıtsız kaldı. Kara irtibatı çoktan kopmuş ve donanmanın zayıflığından dolayı denizden ulaşılması imkânsız hale gelmiş, bu vatan parçasını kurtarmak için Mustafa Kemal ( gazeteci Şerif kimliği ile gider)ve Enver Ömer Naci, Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil, Nuri (Conker), Fuat (Bulca) ve Rauf Bey gibi sadece birkaç subay gönüllü olarak gönderebildi

Enver Bey ve arkadaşları Trablusgarp da üstün bir çalışma ve gayret gösterdiler. Hiç yoktan bir direnme gücü meydana getirdiler. Enver Bey Arap kabilelerini örgütlemekte çok başarılı olmuştu. Müslüman Araplar halifenin damadı olduğunu öğrendikleri Enver bey’e çok büyük itikat ve saygı ile bağlanmışlardı. Enver ilk olarak bir bildiri yayınladı. Bildirinin başında halk arasında yayılan “Türkler bizi İtalyanlara sattı gibi iftiralara kanmayınız. Siz satılmadınız ve satılmayacaksınız. Büyük halife sizi düşmanın elinden kurtarmak için beni buraya gönderdi. “ şeklinde yazdığı bildirinin altındaki imzada da padişahın damadı olduğunu belirtmeye lüzum görüyordu. Enver iyi Arapça bilen Eşref beyin yardımı ile kabile kabile dolaşarak bir mücahit ordusu meydana getirmiş, bunları eğitmişti. Her taraftan Enver’e sel gibi savaşçı akıyordu. Bununla birlikte Osmanlının Trablusgarp ve Bingazi’ye yaptığı sevkıyat çok sınırlı olmuştu. Çünkü savaş boyunca İtalya Ege ve Akdeniz’i kontrolü altına almıştı. Bundan dolayı İtalyanlara karşı kullandıkları silahlar İtalyanlara yapılan baskınlarda onlardan alınan cephane ve silahlar ya da ölen veya yaralanan İtalyan askerlerinin kaçarken bıraktığı silahlardır. Tanin gazetesi Tunus yoluyla Trablusgarp’a geçen ve burada başarılı çalışmalar yapan Fethi bey’i överken mübalağa etmiş olmuyordu. Ama Derne ve Tobrukta ki çalışmaları arkadaşlarının hiçbirinden az olmayan Mustafa Kemal den hiç bahsetmiyordu. İttihat ve Terakki’nin yayın organı olan Tanin Gazetesi’nin Derne ve Tobruktaki üstün başarı ve gayretleri belgelerle sabit bulunan Mustafa Kemal’den hiç bahsetmeyişi onun İttihat ve Terakki ileri gelenleri ile arasının açık oluşu ve fırka içinde onu çekemeyenler oluşundan dolayıydı.

Trablusgarp savaşı çıktığı sırada Erkan-ı Harp kolağası (kurmay kıdemli Yüzbaşı) Mustafa Kemal Erkan- Harbiye (genelkurmay) I. şubede görevli bulunuyordu. Harbiye nazırı Mahmut Şevket paşa İttihat ve Terakki’nin ileri gelen subaylarına yaranmak için ona hiçbir iş vermemişti. İstanbul’da işsiz bırakılan Mustafa Kemal Trablusgarp’a gitmek istedi. Mahmut Şevket paşa’nın karşı koymasına ve İngilizlerin kendisini Mısırdan geçirmeyeceklerini söylemesine rağmen gitmekte direndi. Mahmut Şevket paşa razı oldu. Trablusgarp savaşı Mustafa Kemal’in komutanlık ve teşkilat kurmadaki üstün niteliğini gösterdiği ilk yer olmuştu. Mustafa Kemal aslında bu savaşın akıllıca bir iş olduğuna inanmıyordu. Çünkü daha büyük bir tehlikenin Balkanlar’dan geleceğini biliyordu. Fakat savaş alanındaki başarıları onun parti içindeki durumunu sağlamlaştırabilirdi. Bundan başka Mahmut Şevket paşa İstanbul’da ona göz açtırmıyordu. Ayrıca kendisinden önce Kuzey Afrika’ya giden Enver bey’den geri kalmakta istemiyordu. İtalyanlar yıllarca süren hazırlıkları deniz yollarına hâkimiyetleri ve kullandıkları yüz bin asker modern silahları ile bir avuç Osmanlı mücahidinin mukavemetine karşı ilerleyememişlerdi.

İtalya maksadına Trablusgarp ve Bingazi de ulaşamayınca savaşı Osmanlının kalbine Beyrut, Çanakkale, Anadolu kıyıları, Kızıldeniz’e götürerek Türklerin Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalyanlara terk ederek başarıya mecbur etmek istiyordu. İtalyanlar Çanakkale’ye saldırmayı planlamışlardı. Onlara göre ilhaktan hemen sonra İtalyan donanmasının Çanakkale sularında görülmüş olması harbi bitirirdi. Çünkü o tarihte henüz Türkler boğazda henüz hiçbir savunma tedbiri almamışlardı. Fakat o zaman İtalya’nın bu teşebbüsüne Avusturya mani olmuştu. İtalya’nın savaşı yayma konusundaki görüşleri asıl iki hedef üzerinde toplanmıştı:

1- Akdeniz adalarının işgali 2-Akdeniz boğazının ve bu yolla İstanbul’un tehdidi idi.

İtalya’nın Çanakkale ve Sisam’a saldırması büyük devletlerin protestolarına yol açmıştı. Fransa İtalya’nın boğazları zorlamak üzere adaların bir kısmını işgale çalışmasını tavsiye ediyordu. İngiltere İtalya’nın İzmir ve Anadolu’nun herhangi bir limanına saldırmalarını istemiyordu. İngiltere ve Fransa’yı kızdıracağını anlayan İtalya coğrafi açıdan işgale en müsait olan Astropalya (seteampalia) adasını işgal etti. 4 Mayısta Rodos işgal edildi. Diğer adalar ise buralarda zaptiye kuvvetinden başka asker bulunmadığı için kolaylıkla ele geçirildi. Osmanlı işgale kayıtsız kaldı. İtalya’nın Rodos ve diğer adaların işgalindeki sebepler şunlardı:

1- Trablusgarp’a giden harp malzemesi sevkıyatını daha iyi kontrol etmek.

2- Türkleri sulh yapmaya mecbur etmek.

3- Türklerin morallerini bozmak.

4- Boğazların kapatılmasından dolayı İtalya’yı uyaran Avrupa devletlerinin tazyiklerine kulak asmadığını Türklere ispat etmek.

5- Osmanlı devletinin adalarda kuvvet bulundurmaması sebebiyle buraların işgalinin çok kolay olması. (sadece Rodos da 1200 kişilik bir kuvvet vardı.)

6- Avrupa devletlerinin Anadolu’nun herhangi bir yerini işgale izin vermemeleri zaten İtalya’nın da buna cesaret edememesi olabilirdi.

Müzakerelerin uzaması ve 8 Ekimde Karadağ’ın Osmanlı hükümeti ile diplomatik münasebetlerini kesmesi üzerine, İtalyanlar Quchy ‘deki Türk muharraslarına bir ültimatom vererek, teklif edilen şartlar dahilinde anlaşmanın imzalanmasını istediler.

Diğer yandan Osmanlı devleti anlaşmayı imzalamazsa İtalya’nın başka yerlere saldıracağı haberi yayıldı. Bu durumda bilhassa Balkanlardaki vaziyetin gittikçe ciddileşmesi üzerine Osmanlı hükümeti İtalyan tekliflerini kabul etmek zorunda kaldı.

SONUCU :

Kolağası Mustafa Kemal Derne ve Tobruk’da başarılar elde edince İtalyanlar Ege de On iki adaya asker çıkardı. Ancak Balkan savaşı’nın başlaması üzerine Osmanlı barış istedi 15_18 Ekimde iki taraf delegeleri Ouchy ‘de bir gizli anlaşma ile onun eklerini teşkil eden üç protokolü imzaladılar. 18 Ekimde imzalanacak olan barış anlaşması yayınlanacak olan anlaşmaydı ve iki maddeden ibaretti. Gizli anlaşma ise, 15 Ekim de imzalandı.

Bu anlaşma Trablusgarp’a tayin edilecek kadı vs. hakkında olup, 9 maddeden ibaretti. Padişahın temsilcisi ve naipler tayin edilmeden İtalya’nın onaylaması gerekiyordu. Padişah Trablusgarp ve Bingazi ye muhtariyet verdiğini açıklayan bir fermanı üç gün önce yayınlayacaktı. İtalya kralı ise fermanın yayınlanmasından en geç üç gün sonra Trablusgarp ve Bingazi de genel af ilan edecek, din işlerinde özgürlük tanıyacak padişahın halife olması dolayısıyla Trablusgarp ‘da bir temsilci (Naib-i Sultan) bulunacaktı. Vakıflara saygı gösterilecek, naiblerin aylıkları mahalli vergilerle ödenecekti. Naib-i Sultanın yerli işler için hiçbir yetkisi yoktu ve seçilmeden önce İtalyanlar tarafından onaylanması gerekiyordu. Yine bu iradeden en geç üç gün sonra padişah iradesi yayınlanacak ve adalar halkına bazı haklar ve umumi af ilan edecekti. Bu belge yayınlanır yayınlanmaz açık anlaşma imzalanacaktı.

18 Ekim 1912 de İsviçre’nin Lozan kentin de imzalanan UŞİ barışına göre; 1 yıl 16 gün süren Trablusgarp savaşı Osmanlı devletinin Trablusgarp ve Bingazi yi terk etmesi ile sonuçlandı. Bu yerler İtalyan sömürgesi haline geldi

1-Osmanlı Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalya’ya bıraktı.

2-On iki adalar. Osmanlı Trablusgarp ve Bingazi de ki askerlerini çekecek buna karşılık İtalya Rodos ve On iki adayı tahliye edecekti.

Balkan savaşlarından sonra Osmanlı devletine verilecek. Ancak İtalyanlar Balkan savaşların dan sonra Osmanlı askerlerinin Trablusgarp ve Bingazi den tam olarak çekilmediklerini iddia ederek  On iki adadan çekilmedi. II. Dünya savaşında yenilince bu adaları Yunanistan’a devretti. Uşi anlaşmasıyla Trablusgarp ve Bingazi ile birlikte resmen olmasa da fiilen 12 adayı da kaybetmiştir.

Hakkımızda Sosyal Bilgiler

1 Tanecik Yorum

  1. iyi çok beğendim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir