Kazanım:

Devletçilik ilkesinin devlete siyasi, sosyal ve kültürel alanda yüklediği görevleri açıklar.

Ulusal ve uluslararası faktörlerin devletçilik ilkesinin benimsenmesindeki etkisini değerlendirir.

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda ülkemizin durumu ekonomik açıdan çok kötüydü. Halkın elinde sermaye yoktu. Sanayi altyapısı yetersizdi. Ticaret ve demiryolları yabancıların elindeydi. Bu yüzden halkın kendi başına ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmesi mümkün değildi. Devletin ekonomiye desteklemesi ve ekonomiyi denetlemesi gerekliydi. İşte ülkenin içinde bulunduğu bu durum ülke ekonomisini geliştirmek için izlenecek yol ve yöntemleri belirleyen devletçilik ilkesini doğurdu. Devletçiliği Atatürk tarafından bir ekonomik politika olarak ‘benimsenmesinin ulusal ve uluslar arası nedenleri vardır ve bu nedenler şunlardır:

a-Siyasi nedenler: Ülkenin siyasi olarak bağımsız olabilmesi ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündü.

b-Ekonomik nedenler: Kurtuluşu Savaşı yokluklar içerisinde kazanılmıştı. Savaş sonrasında devlete kalan ise büyük bir iç ve dış borç yüküydü. Vergiler düşüktü. Ekonominin büyük çoğunluğu yabancıların elindeydi. Ülkede kalkınma hamlelerini gerçekleştirecek bir sanayi ve özel sektör yoktu. Bu arada 1929’da dünyada büyük bir ekonomik kriz çıktı. Birçok ülke bu krizi tıpkı Türkiye gibi ekonomiye devlet müdahalesi ile aşmaya çalıştı.

c-Sosyal nedenler:               Devletçiliğin ortaya çıkış

nedenlerinden bir tanesi de sosyal adaleti sağlamaktır. Bu ilkeye göre devlet, bir yandan yeni iş alanları açarken bir yandan da çalışanların sosyal alanda ve sağlık alanındaki haklarını da dikkate alır. «K».

Devletçilik anlayışı kamu yararını gerektirdiği alanlarda özel sektörün yapamadığı işleri devlet tarafından yapılmasını öngörür. Yani devletçilik ekonomide devlet ve vatandaşın işbirliği yapmasıdır. Günümüzde bu durum karma ekonomi ile olarak ifade edilir. Sermayesi olan herkes dilediği gibi üretime katılabilir.

Devletçilik ilkesi ekonomi alanında Türk toplumuna birçok fayda sağlamıştır. Türkiye’de devlet, devletçilik ilkesi doğrultusunda ekonomik faaliyetlerin başlatıcısı olmuştur. Çeşitli işletmeler ve demiryolları yabancılardan alınarak millileştirilmiştir. Sanayi alanında devlet tarafından şeker, tekstil ve demir-çelik fabrikaları kurulmuştur. İthalat azaltılarak kendi ürettiğimiz ürünler kullanılmaya başlanmıştır.

Devletçilik ilkesi, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda devletin desteğini gerekli kılar.


“Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin, hür, bağımsız daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin, bel kemiğidir,”

(Atatürk’ün Söylev ve Demeçler I, s. 398.)

“…Efendiler! Tarih, milletlerin, yükseliş ve çöküş nedenlerini ararken birçok siyasi, asken, sosyal sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu sebepler, sosyal olaylarda da etkilidir. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle alakadar ve ilişkili olan, milletin ekonomisidir. Hakikaten Türk tarihi incelenirse bütün yükseliş ve çöküş nedenlerinin bu ekonomi meselelerinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.”

(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, s. 99.)

“Biz, memleket halkı bireylerinin ve çeşitli sınıf mensuplannın yekdiğerine (bir diğerine) yardımlarını, aynı değer ve nitelikte görürüz. Hepsinin çıkarlarının aynı derecede ve aynı eşitlik duygusuyla sağlanmasına çalışmak isteriz. Bu tarzın, milletin genel refahı, devlet yapısının kuvvetlenmesi için daha uygun olduğu inancındayız. Bizim gözümüzde çiftçi, çoban, işçi, tüccar, sanatkâr, asker, doktor, kısaca herhangi bir sosyal kuruluşta çalışan bir vatandaşın hak, çıkar ve özgürlüğü eşittir. Devlete, bu anlayış ile faydalı olmak ve milletin güven ve iradesini yerine harcayabilmek, bizim anladığımız manada halk hükümeti yönetimi ile mümkündür.”

(Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları, s. 425-427.)

“Ekonomik siyasetimizin önemli amaçlarından biri de kamu yararını doğrudan doğruya ilgilendirecek ekonomik kuruluşları ve girişimleri, mali ve teknik gücümüzün yettiği oranda devletleştirmedir. Bundan dolayı topraklarımızın altında işlenilmeden duran maden hâzinelerini az zamanda işleterek milletimizin yaranna açık bulundurabilmek de ancak bu yol sayesinde mümkündür.”                                                                                                      ıtffT

(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, s. 220.)

“Ekonominin gelişmesi için başlıca gerekli olan; yollar, demir yolları, limanlar, kara ve deniz ulaşım araçtan millî varlığın maddi ve siyasi kan damarlarıdır. Refah ve kuvvet vasıtasıdır.”                                                                                                        g-

(Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, s. 277.)

“Ben ekonomik hayat denince, tarım, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini, birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayanm… Bir millete bağımsız kimlik ve değerini veren siyasal varlık çarkında; devlet, fikir ve ekonomik yaşam işleyişleri, birbirlerine bağlı ve birbirlehyle ilişkilidir.”

(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, s.849.)

“Türkiye’nin ilk ve önde gelen fikri politik değildir, ekonomiktir. Biz tüketimde olduğu kadar üretimde de dünyanın bir parçası olmayı arzu ediyoruz.”

Ç’The Saturday Evening Post” Dergisi, İsaac F. Marcosson ‘un Atatürk İle Mülakatı, 20.10.1923)

Kaynak: Metin ÖZDAMARLAR

One thought on “TOPLUMDA DEVLET DESTEĞİ (DEVLETÇİLİK)”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir