Ülkemizdeki misyonerlik faliyetlerin dünden bugüne seyri

 

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE

ÜLKEMİZDEKİ MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Mehmet DERİ *

Araştırmacı Yazar Mehmet DERİ arkadaşımız bu kez bu çalışmasında ülkemizin kanayan yarısı olmasına rağmen gündemden uzak misyonerlik konuna değinmiş.Teşekkür ederiz

 

Özet: Bu makalede, misyonerlerin ülkemiz coğrafyasında, geçmişten günümüze çok yönlü ve sistematik olarak yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgi verilecektir.

Anahtar Kavramlar: Misyonerlik, Protestan Misyonerliği, Katolik Misyonerliği.

 

 

Giriş:

Misyonerlik, özellikle de Hıristiyan misyonerliği geçmişten günümüze kadar Müslüman milletimizi uğraştırmış hususlardan biri olmuştur. Dinî ve millî değerlerimizin erozyona uğratılmak istenmesi ve büyük ölçüde bunda da başarılı olmasında misyonerlerin sistematik ve örgütlü çalışmalarının rolü çok büyüktür.

Misyonerlikle ilgili basılı eserlerde Türkiye, “İncil Ülkesi” anlamına gelen “Bible Land” olarak adlandırılır. Zira İncil’de geçen pek çok önemli merkez Anadolu’dadır.[1] Misyonerlerin kendi ifadeleriyle: “Bu mukaddes ve vaat edilmiş topraklar, silahsız bir Haçlı Seferi ile geri alınacaktır.” Yüzyıllardır süren Haçlı Seferleri sonucunda Anadolu’nun ebediyyen Müslüman -Türk olarak kalacağı Avrupalılara defalarca ispatlanmıştır. İşte bu nedenle Batı, silahlı Haçlı Seferleriyle yapamadığını, silahsız bir şekilde, yani misyonerlik faaliyetleri ile yapmaya başlayacaktır. Tarihçi Richard Langhorne’nin yerinde bir tespiti ile: “Batı, Doğu’nun zenginliklerini ele geçirmek için en etkili silah olarak misyonerliği seçecektir.” [2]

Anadolu’da yüzyıllarca, başta Hıristiyanlar olmak üzere, birçok gayrimüslim barış ve huzur içinde birarada yaşamış, 19. yüzyıla kadar Osmanlı ülkesinde ciddi bir misyonerlik faaliyetleri görülmemişti. Zira 19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti, henüz siyasi gücünü kaybetmemişti.[3]

Osmanlı Devleti topraklarına gelen ilk misyonerler Katoliklerdir.  Fransız olan bu misyonerler, başta İstanbul olmak üzere, Osmanlı Devleti’nin çeşitli bölgelerine dağıldılar.[4] Bu misyonerlerin amacı Hıristiyanlığı yaymak ve İstanbul’daki azınlıkların eğitimi ile ilgilenmekti.[5]

Fransız olan, Katolik Cizvitler ile başlayan eğitim ve öğretim faaliyetleri sonucunda 1538’de Saint Benoit isimli Fransız okulu açıldı. Osmanlılarda açılan ilk yabancı okul budur.[6] Cizvitlerden başka Katoliklerin diğer kolları olan Fransisken, Dominiken, Kapuçin ve Firerler rahip ve rahibeleri de Osmanlı ülkesine gelmeye başladılar. Ve çoğu kendi ismiyle açılan Saint Joseph,  Saint Georges, Saint Michel, Saint Pierre, Saint Louis, Nontre Dame Sion gibi okullar açtılar.[7] Cizvit ve Fransiskan misyonerleri, en çok İstanbul, İzmir, Halep, Suriye, Filistin Mısır, Irak, Kıbrıs ve Yunanistan’da faaliyet gösteriyorlardı.[8]

Katolik misyonerleri;  Rumlar, Ermeniler, Süryaniler,  Yezidiler ve Nasturilere yönelik misyonerlik faaliyetleri yürütmüşler, çok sayıda kilise, okul, hastane, matbaa, pansiyon, yetimhane, yabancı dil öğretim kursları, yurt, dispanser açmışlardır.[9] Fakir ve kimsesiz çocuklardan, yaşlılara kadar, bilhassa yardıma muhtaç insanları kendilerine ilgi alanı seçerek, faaliyetlerini bu kimseler üzerinde yoğunlaştırmışlardır. [10]

Osmanlı Devleti’nde misyonerlik faaliyetlerinde bulunan bir diğer Hıristiyanlık mezhebi ise Protestanlardır. Özellikle Amerikalı misyonerler, Protestan misyonerlerinin başını çekmekteydiler.  Protestan misyonerleri 1819’dan itibaren Osmanlı topraklarına gelmeye başladılar. [11]

1810 yılında, ABD’de kurulan “American Board Of Commissioners For Foreign Missions” “Amerikan Yurtdışı Misyonerler Komiserliği Masası” misyonerlik teşkilatı, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Protestan misyonerlik kuruluşlarının en büyüğüdür. ABCFM misyonerlik teşkilatı misyonerleri, 1819 yılından itibaren Osmanlı topraklarına gelmeye başlamışlardır. [12]

ABCFM misyonerlik teşkilatı, faaliyetlerini daha çok Ermeniler,* Bulgarlar,** Rumlar*** ve eski Doğu Kiliseleri’ne mensup Asurîler ve Nasturiler gibi Hıristiyanlar üzerinde yoğunlaştırdılar. [13]

Amerikan Protestan misyonerleri, 1846 yılında İstanbul’da Protestan kilisesini açmışlardır. Bunu müteakiben 1850 yılında ABD’nin ve İngiltere’nin artan baskıları karşısında Osmanlı Devleti,  bünyesindeki Protestanları ayrı bir “millet” olarak tanımıştır. Bu tanıma olayı, Protestan misyonerlerinin etkinliklerini daha da artırmıştır. [14]

Amerikan misyonerleri İncil’i, başta Türk, Arap, Yunan, Bulgar, Ermeni, Yahudi dilleri olmak üzere 23 dile çevirmişler ve Osmanlı ülkesinin her tarafına dağıtmışlardır.[15] Amerikalı misyonerlerin misyonerlikle ilgili basmış olduğu dokümanların sayfa sayısı 600 milyonu bulmaktadır. [16]

ABCFM misyonerlik teşkilatının hazırladığı Bartlett Raporu, Osmanlı topraklarındaki faaliyet ve hedeflerini şu cümleyle özetler: “Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye, Asya’nın anahtarıdır.” [17] ABCFM, bu çerçevede Osmanlı ülkesini misyonerlik faaliyetleri açısından 3 idari bölgeye ayırır:

1. Doğu Bölgesi: Harput (Elazığ), Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Mardin. Bu istasyonlar Harput’a bağlıydı.

2. Batı Bölgesi: İstanbul, İzmir, Talas,(Kayseri) Trabzon, Ordu, Bursa, Merzifon, Manisa, Sivas, Adapazarı. Bu istasyonlar İstanbul’a bağlıydı.

3.  Antep, Urfa, Maraş, Halep, Adana, Tarsus. Bu istasyonlar Antep’e bağlıydı. [18]

 

19. yüzyılda Anadolu’daki Amerikan misyonerlik okulu sayısı 417, bu okullarda okuyan toplam öğrenci sayısı 17 bin 556’dır. Şöyle ki: ilkokul sayısı 378, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 14 bin 414; ortaokul sayısı 33, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 2 bin 600; açılan ilahiyat okulu sayısı 3, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 520’dir.  Bu okullarda çok sayıda Rum, Ermeni ve Bulgar çocukları öğrenim görmüştür. Rum isyanlarını, Ermeni isyanlarını Bulgar isyanlarını yöneten ihtilalci liderler hep bu okullardan yetişmiştir.[19] Bu okulların gelirleri başlıca 3 kaynaktan sağlanıyordu:  Birinci kaynak, Amerikan ve İngiltere hükümetlerinin mali yardımlarıydı. İkinci kaynak yerli ve yabancı gönüllülerin yardımlarıydı.  Yabancı gönüllülerin yardımları, ABD ve İngiltere’deki kişi ve kuruluşlardan, yerli gönüllülerin yardımları ise, genellikle yörenin Protestan cemaatine mensup varlıklı kişilerden sağlanıyordu.  Üçüncü kaynak ise; yatılı ücreti, ders ücreti, kitap kirası vb. adlar altında öğrencilerden alınan paralardı. Bir anlamda okullar giderek, birer ticari işletme haline geldiler. [20]

Ayrıca yine Amerikan misyonerleri, Osmanlı ülkesine çok sayıda hastaneler, klinikler, dispanserler, yurtlar, yetimhaneler açmışlardır.[21]

1880 yılı sonrasında Amerikalı ABCFM’li misyonerlerin, özellikle de Ermenilere yönelik çalışmaları hız kazanmıştır.  Gregoryen mezhebinden olan Ermenilerin, Protestan mezhebine çekilmek istenmesi, Ermeni millî bilincinin uyandırılması bu misyonerlerin temel görevlerinden biriydi. [22] Ermenilerin, tebaası oldukları Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık isteği ile sık sık ayaklanmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyüktür. [23]

Amerikalı misyonerlerin Osmanlı ülkesinde ilgi duydukları diğer bir millet ise Bulgarlardı.  Amerikalı misyonerlerin Bulgaristan’da ulaşmak istedikleri üç hedef vardı:  Birincisi Bulgarları Ortodoks hiyerarşisinin pençesinden kurtarmak; ikincisi Protestanlığı yaymak; üçüncüsü Bulgaristan’ı Osmanlı hâkimiyetinden kurtarıp bağımsız olmasını sağlamak. [24] Bu üç amacın gerçekleşebilmesi için Amerikalı misyonerler, Bulgar milliyetçiliğinin alt yapısını oluşturdular.  Bu milliyetçiliğin yükselmesi için Bulgarca kitap, dergi, broşür bastırdılar.  Bulgarcanın başta İngilizce olmak üzere, diğer yabancı dillerdeki sözlüğünü bu Amerikalı misyonerler hazırladılar ve bastılar. [25] Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazanmasında Amerikalı misyonerlerin kurduğu Robert Koleji’nin rolü çok büyüktür.  Nitekim bu konuda İngiliz ajanı Fitzmaurice: “Bulgaristan, bağımsızlığını elde etmesini Robert Koleji’ne borçludur.” diyerek bu gerçeğe işaret eder. Çünkü Robert Koleji, isyancı Bulgar elebaşlarının yetiştiği bir okuldur. Bulgarların Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmasını ve bu ayaklanmaların bastırılması sırasında vuku bulan olayları tamamen çarpıtarak, Müslüman Türkleri suçlu bulan, dünya kamuoyunda anti-Türk imajının oluşumunda Robert Koleji hocalarının rolü çok büyüktür. [26]

Amerikalı misyonerlerin açtıkları misyoner okullarının en ünlüleri şunlardır:

Harput Amerikan Koleji 1859,

Robert Koleji 1863,

Merzifon Amerikan Koleji 1863,

Antep Merkezi Türkiye Koleji 1876,

Maraş Merkezi Türkiye Koleji 1882,

Tarsus Amerikan koleji 1888,

Talas Amerikan koleji 1889,

İstanbul Amerikan Kız Koleji 1890,

Uluslararası İzmir Koleji 1898.

Bu okullar hakkında bilgi vermek, makalemizin hacmini artıracağı için aşağıdaki literatüre bakılabilir. [27]

1913 yılına gelindiğinde Amerikalıların, Osmanlı topraklarında açtığı kilise sayısı 163, okul sayısı 450’ye ulaşmıştır. Bu okullara devam eden öğrenci sayısı 25 bin 922 idi. Aynı yıllarda Osmanlı ülkesindeki Sultani ve İdadi sayısı ise 69, buralarda okuyan öğrenci sayısı 6 bin 800 civarındaydı.[28] Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, Osmanlı Devleti’nin misyonerlik faaliyetleri karşısındaki durumu son derece vahimdi. Misyonerlerin, Osmanlı ülkesindeki gayrimüslim azınlıklar üzerindeki yoğun ve etkili propagandaları sonucunda, gayrimüslim azınlıklar, bağımsızlık isteğiyle, sık sık ayaklanıyorlar, devleti güç durumda bırakıyorlardı.

Millî Mücadele’nin zaferle neticelenmesi ve Millî bir Devletin kurulmasıyla, Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerin duraklamaya başladığını görüyoruz. Zira misyoner okulu olarak çalışan azınlık okulları kapatılmıştır. [29] Nitekim 1928 yılında Bursa Amerikan Kız Koleji’nde, Müslüman kızların Hıristiyanlaştırılmak istenmesi sonucu bu okulda kapatılmıştır. [30]

Ülkemizde 1960’lı yıllardan sonraki yıllarda, misyonerlik faaliyetleri yeniden canlanmış, bilhassa 1980’li yıllarda çok sayıda Protestan misyoner, ülkemize gelerek Hıristiyanlığı yaymaya çalışmışlardır. [31]

Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte, ülkemizdeki misyonerlik faaliyetleri de hız kazanmış; öyle ki 24 Nisan 2001’de yapılan Millî Güvenlik Kurulu’nda millî birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eden misyonerlik faaliyetleri, kurulda ele alınmıştır. Millî İstihbarat Teşkilatı’nın, Millî Güvenlik Kurulu’na sunduğu raporda, ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerinin Ermeni Toprakları Merkezi, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği, Ortodoks Kiliseler Birliği, Avrupa Kiliseler Birliği eliyle yürütüldüğü bildirilmiştir.[32]

Ankara Sanayi Ve Ticaret Odası’nın yayınladığı misyonerlik raporuna göre Sağlık Ve Eğitim Vakfı (SEV), Üsküdar Amerikan Koleji, İzmir Amerikan Koleji, Tarsus Amerikan Koleji İle Yehova Şahitleri, Bahaîler, Süryaniler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar misyonerlik faaliyetleri içerisinde bulunmaktadırlar. Son üç yılda dağıtılan İncil sayısı 8 milyondur. [33]

İncil’in ülkemizde yaşayan 14 azınlık grubunun dillerine çevirisi yapılmıştır. Misyonerler Yeni Yaşam Yayınları, Haberci, Müjde Yayıncılık, Kitab-ı Mukaddes Şirketi Yayıncılık, Lütuf,  Sevgi Yayıncılık, Logos, Kucak Yayınevi gibi bazı yayınevlerinin sahibidirler. Ayrıca Gerçeğe Doğru Dergisi, Kucak Dergisi, Kapsam Gazetesi gibi yayınlarla da basın-yayın alanında faaliyet göstermektedirler. Yine misyonerler Mukaddes Kitap Kursları Derneği, Kutsal Kitap Araştırma Derneği, Kardelen Derneği gibi kuruluşlarla, faaliyetlerini sistemli ve örgütlü olarak devam ettirmektedirler. [34]

Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere misyonerler sahip oldukları imkânlarla ülkemiz insanının dinî ve millî değerlerini tehdit eder hale gelmişlerdir.

Sonuç olarak şunları söylemek gerekirse: Batı ve Amerikan Emperyalizminin temel vasıtalarından biri olan misyonerlik faaliyetleri, ülkemiz bütünlüğünü, dinî ve millî değerlerimizi tehdit etmektedir. Başta misyonerlik faaliyetleri olmak üzere, emperyalizmle mücadele için modern hedef ve stratejiler belirlemeli, ülkemizi insanını bu tür yanlışlıklardan uzak tutmalıyız


* Eğitimci, Araştırmacı- Yazar

 

[1] Ömer Turan, Avrasya’da Misyonerlik, Ankara 2002, s. 6; Adnan Şişman, “Misyonerlik Ve Osmanlı Devleti’nin Son Döneminde Kurulan Yabancı Sosyal Ve Kültürel Müesseseler” Türkler, C: 4 Ankara 2002, s.173.

[2] Steven Runciman, Haçlı Seferleri tarihi, (Çev. Fikret Işıltan) C: 3, Ankara 1986, s. 299 vd, Işın Demirkent, “Haçlılar” D.İ.A., C: 14, İstanbul 1996, s .544 vd; Nuri Ünlü, Osmanlılardan Günümüze İslam Tarihi , C: 1 İstanbul 1992, s551

[3] Şinasi Gündüz-Mahmut Aydın, Misyonerlik, İstanbul 2002, s. 37.

[4] Ayten Sezer, “Osmanlı Devleti’nde Misyonerlik Faaliyetleri”  Osmanlı, C: 2, Ankara 1999, s.186.

[5] Sezer, agm, s.186, Gündüz-Aydın, age, s.38.

[6] Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, 8. bsm., İstanbul 2001, s.89, İ. Polat Haydaroğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Okullar, Ankara 1990, s.216; Sezer, agm, s.187.

[7] Hidayet Vahapoğlu, Osmanlıdan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okulları, İstanbul 1992, s.29; Remzi Kılıç, “Osmanlı Türkiyesi’nde Azınlık Okulları” , Türk Kültürü, Sayı: 431, Ankara 1999, s.151, vd; Haydaroğlu, age, s.217; Akyüz, age. s.89,

[8] Sezer, agm, s.188; Kılıç, agm, s.152.

[9] Sezer, agm. S.189; Turan, age. S.7.

[10] Turan, age. S.8.

[11] Ünlü, age. C: 3, s.161; Turan, age. s. 8.

[12] Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, İstanbul 1989, s. 38; Turan age. S.9.

* Sadıka-ı Millet(Sadık Millet) olan Ermenilerin kışkırtılıp Osmanlı devletine karşı ayaklanmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyüktür. Günümüzde de ABD’nin sözde Ermeni soykırımı hususunda, Ermenilere destek çıkmasının nedeni daha iyi anlaşılmaktadır.

** Osmanlı Devleti’ne bağlı Bulgarların ayaklanıp, bağımsız bir Bulgaristan Devleti kurmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyük olmuştur.

*** Rumların Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanıp bağımsız büyük bir “Pontus Rum Devleti” kurmak istemelerinde ABCFM’li misyonerlerin çok büyük bir rolü olmuştur. Özellikle bu hususta Merzifon Amerikan Koleji’nin rolü çok önemlidir. Koleje yapılan baskında, Pontus cemiyetine ait çok sayıda belge ve dokümanlar, silahlar, Yunan bayrağı, Pontus çetelerinin fotoğrafları bulunmuştur.

[13] Turan, age. s. 11.

[14] Kocabaşoğlu, age. s.146.

[15] Kocabaşoğlu, age. s. 221; Turan; age. S.11.

[16] H. Tahsin Fendoğlu, “Amerika Birleşik Devletleri’nin Misyonerleri ve Osmanlı Devleti”, Türkler, C: 14, Ankara 2002, s. 189.

[17] Kocabaşoğlu, age. s. 29.

[18] Fendoğlu, agm. s. 193.

[19] Vahapoğlu, age. s. 73.

[20] Kocabaşoğlu, age. s. 181.

[21] Fendoğlu, agm. s.190.

[22] Fendoğlu, agm. s.194;Turan, age. s.12.

[23] Fendoğlu, agm. s.194.

[24] Turan, age. s.12; Fendoğlu, agm. s.194.

[25] Turan, age. s.12; Fendoğlu, agm. s.195.

[26] Turan, age. s.12.

[27] İlknur Polat Haydaroğlu, Hidayet Vahapoğlu, Halit Ertuğrul, Ayten Sezer, Necmettin Tozlu, Nejdet Sevinç, Uygur Kocabaşoğlu, Nahit Dincer’in eserlerinin ilgili kısımları.

[28] Fendoğlu, agm. s.191; Sezer, agm. s.189.

[29] Turan, age. s.12,Gündüz-Aydın; age. s.39

[30] Komisyon, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, I/2, Ankara1997, s. 54.

[31] Turan, age. s.13.

[32] http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/12/21/yazidizi/yazidizi1.html (13.05.2007)

[33] http://www.atanet.org.tr/turkce/bulten/bulten.php3?sira=235 (13.05.2007)

[34] Turan, age. s. 15.

Hakkımızda Sosyal Bilgiler

Belki Bunlar İlginizi Çekebilir.

Büyük Taarruz Özet

Büyük Taarruz Özet

Büyük Taarruz(?) Başkumandan(Dumlupınar) Meydan Muharebesi  Büyük Taarruz Özet Öte yandan Gazi’nin başkomutanlık süresi dolmak üzereydi, …