SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİNDE YENİ YÖNELİMLER

Özet

sosyal bilgiler öğretiminde yeni yaklaşımlar . A.B.D’da 1916 yılında adı resmen ilk defa geçmiş. Daha sonra içeriği ABD’nin içinde bulunduğu siyasi, sosyal şartlara göre konuları değişmiş. Türkiye’de sosyal bilgiler kapsadığı konular farklı dersler adı altında okutulmuş. 1968 yılında adı programda geçmiş. 1981 yılından sonra Milli tarih ve Milli coğrafya dersleri okutulmuş. 1998 ve 2004 yıllarında öğretim programında değişikliklere gidilmiş ve vatandaşlık konularına ağırlık verilmeye başlanmış. Günümüzde sosyal bilgiler öğretim programı ile düşünen, irdeleyen, bilgiyi kendisi yapılandıran, sosyal olaylara duyarlı, vatandaşlık görevlerini bilen, ilgi yeteneklerin farkında olan bireyler yetiştirmek amaçlanmıştır. sosyal bilgiler öğretiminde yeni yaklaşımlar

Anahtar Kelimeler: sosyal bilgiler, sosyal bilgiler eğitiminde yeni yönelimler, yapılandırmacılık.

 

Giriş

Sosyal Bilgiler dersi bireyi toplumsallaştıran, geçmişi hatırlatarak bugünü yaşamasını ve yarını da kucaklamasını öğreten bir disiplinler topluluğudur. Hayatın kendisini konu alan bu dersin öğretimi, insanların topluluk halinde yaşamaya başlamasından günümüze kadar süre gelmiştir. Giderek küresel bir yapıya bürünen dünyamızda gelecek nesillerin yetiştirilmesinde Sosyal Bilgiler dersi önemli bir rol oynayacaktır (Ambarlı Aytaç, 2010) Sosyal Bilgileri şöyle tanımlamaktadır: “ Sosyal Bilgiler, toplumsal gerçekle kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bunun sonunda elde edilen dirik bilgilerdir (Sönmez, 1999, 17). Sosyal Bilgilerin evrensel  tanımı , sosyal bilimler ile felsefe ve din gibi alanların vatandaşlık eğitimi için bir araya gelip bütünleşmeleri (Bart ve Demirttaş, 1997:1.8) Sosyal Bilgiler insanların yaşamlarını konu alır. Kendi kendimizi ve diğerlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Sosyal Bilgileri tanımlamak tarih, ya da coğrafya gibi bir disiplini tanımlamaktan daha zordur. Çünkü Sosyal Bilgiler disiplinler arası bir disiplindir ve çok disiplinli bir alandır (Öztürk, 2003). Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar
Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

ABD’de  Sosyal Bilgilerin Tarihsel Geçmişi

 

Avrupa ve ABD’de sanayi devrimi ve şehirleşme ile birlikte toplumsal olaylar meydana gelmiştir. Vatandaşlık eğitimi kavramı ortaya atılmış ve daha sonra bir çok sosyal bilimi kapsayan sosyal bilgiler olgusu ilk kez konuşulmaya başlanmıştır. Sosyal bilgiler terimi ise ilk kez resmen 1916 yılında ABD Milli Eğitim Derneği’nin orta dereceli  okulları yeniden teşkilatlandırma komisyonu sosyal bilgiler komitesi tarafından kabul edilmiştir (Sönmez, 1996).

 

1.Dünya Savaşı ve II.Dünya Savaşı arasında ve sırasında A.B.D’de sosyal bilgiler eğitimi daha çok savaşların ve savaş ekonomisinin de etkisi ile ideolojiktir. Bu dönemde sosyal bilgilerde konu merkezli yaklaşımlar ön plandadır. 1930’lu yıllarda, sosyal bilgiler daha çok tarihi konular işlenmekte ve sosyal problemler üzerinde durulmaktaydı. A.B.D ‘ de  II. dünya savaşı sırasında sosyal bilgilerin konuları, daha çok coğrafya ve savaş konularını içermiştir. Savaş bitiminde ise kalıcı barışın sağlanması, çok kültürlülük ve kültürler arası eğitim konuları ele alınmış. Savaşın etkisi geçmesi ile sosyal bilgiler programı baştan aşağıya incelenmiş. 1950’li yıllarda, sosyal problemlere yönelik yaklaşımdan uzaklaşılarak yeniden akademik disipline geri dönülmüştür. Çünkü, konu merkezli yaklaşımda yer alan bazı tartışmalı konular okullarda ve toplumda hoşnutsuzluk yaratmıştır. (Evans, 2004) (Aktaran: Kan Çiğdem 2010) Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzerine sosyal bilgiler ideolojilere, hükümetlere ve dünyanın  içinde bulunduğu şartlara göre konuları, amaçları değişmektedir.

Toplumsal değişmelere paralel olarak sosyal bilgiler dersi şekil almıştır. Amerika’da 1940 ve 1950’li yıllarda sosyal bilgiler programı, daha çok tarih ve coğrafya, 1960 ve 1970’li yıllarda sosyal bilgilerin mevcut programları üzerinde oturulup konuşuluyor. Eleştirilerden sonra sosyal bilgiler dersinde tarih ve coğrafya bilgilerinin ağırlığı azaltılmış ve sosyoloji, antropoloji, ekonomi, siyaset bilimi ve sosyal psikolojiye ağırlık verilmiştir. Eğitim metodunda bazı yeniliklere gelinmiş geleneksel tümden gelim yöntemi yerine tümevarım yöntemi belirlenmiş. Bu yaklaşımın 70’li yılların sonuna doğru başarısız olması nedeniyle 1980’li yıllarda, yeni sosyal bilgiler anlayışı geleneksel anlayışa geri dönmüştür (Erden, tarihsiz). Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Türkiye’de Sosyal Bilgilerin Gelişimi

Türkiye’de sosyal bilgiler dersi tarih, coğrafya ve vatandaşlık bilgisi konuları olarak farklı dersler adı altında 1924 yılından itibaren programlarda yer almaktadır. Sosyal bilgiler adı ve programı olarak ise, 1968 yılında ilk defa uygulamaya konulmuş. (Kan Çiğdem, 2010)

Osmanlı Devleti eğitim programlarında siyasi, sosyal, hayata dönül bazı derslerin eğitim programına konulduğu görülür. 1913 tarihli kanun ilköğretim programlarını şöyle tespit etmiştir: Kıraat, Hat, Lisan-i Osmani, Hesap, Hendese, Coğrafya, Tarih dersleri mevcuttur (Ergin, 1977).

Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar
Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Türkiye Cumhuriyetinde ilk yeni müfredat yapma çalışmaları 1924 yılında başlatılmış. Cumhuriyet döneminde 1926- 1930-1932- 1936- 1948- 1962- 1968- 1989-1993-1995 yılarında ilkokul programlarında düzenlemeler yapılmış. 1926 programında ilk mektebin başlıca “genç neslin muhitine faal halde intibak ettirmek suretiyle iyi vatandaşlar yetiştirmektir” ilkesi temel alınmış. Hayat bilgisi dersine haftada dört saat olmak üzere 1,2 ve 3. sınıflarda yer verilmiştir. 1926, 1930, 1932 ve 1936 programlarında 1926 programındaki amaca; bedence ve ruhça en iyi alışkanlıklara sahip olmak, Türk toplumuna ve cumhuriyet idaresine intibak etmek, faydalı olmak, milli, medeni ve insani fikir ve hislere sahip bir hale getirmek gibi ilkeler de eklenmiştir (Sönmez, 1998). Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Bizde ise Sosyal Bilgiler ismi zaman zaman kullanıldığı halde, 1963 yılına kadar okul programlarımıza girmemiştir. Özellikle, ilköğretimle ilgili çeşitli kitaplar zaman zaman Sosyal Bilgiler ismini kullanmışlardır. Fakat Sosyal Bilgiler, uzun yıllar okullarımız için bir ders ismi olamamıştır. Hatta bir ara, ilkokullarımızda Tarih, Coğrafya ve Yurttaşlık bilgisi dersleri bir ders olarak görülmüş ve öğrenci karnelerine, ayrı ayrı okutulan bu üç ders için bir not verilmiştir. Daha sonra bu uygulama ortaokullara geçmiştir. Ortaokullarda Tarih, Coğrafya ve Yurttaşlık bilgisine verilen notlar toplanıp üçe bölünmüş ve öğrenci karnesine Sosyal bilgiler notu olarak verilmiştir. Böylece hiç değilse bu üç dersin bir bütün olabileceği ve birbirlerine tamamlayacak kadar ilgili oldukları fikri okullarımıza girmiştir (Güngördü, 2001). 1962 İlkokul Programı Taslağı bir hamle yaparak, daha önce ayrı ders saatleri, ayrı ders kitapları bulunan bu üç dersi, yani Tarih, Coğrafya ve Yurttaşlık Bilgisini birleştirerek Toplum ve Ülke İncelemeleri adı altında toplamıştır. 1968 ilkokul Programındaki Sosyal Bilgiler programı 22 yıl sonra gözden geçirilerek yeni bir Sosyal Bilgiler Programı geliştirilmiş ve 1990-1991 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmuştur. Böylece, Sosyal bilgiler dersi 1968 yılından itibaren bütün ilkokullarda, 1975 yılından itibaren de bütün ortaokullarda okutulmaya başlanmıştır. İlkokullarda Sosyal bilgiler dersi devam etmekte ve Sosyal Bilgiler programı bütün ilkokullarda uygulanmaktadır. Ancak ortaokullarda okutulan Sosyal Bilgiler dersi Talim ve Terbiye kurulunun 26.4.1985 tarih ve 64 sayılı karanla kaldırılmıştır. Sosyal Bilgiler dersi 1985-1986 öğretim yılından itibaren “Milli Tarih”, “Milli Coğrafya” ve “Vatandaşlık Bilgileri” adı altında üç derse ayrılmıştır. 1997-1998 öğretim yılında tekrar ilköğretim okullarının 6.7. sınıflarında Sosyal Bilgiler dersi uygulamasına geçilmiştir(Güngördü,2001).

Öğretmene “öğretici” yerine “ortam düzenleyici”, “yönlendirici” ve “kolaylaştırıcı” rolleri yüklenmektedir. Öğretmenin sınıftaki rolü öğrenme-öğretme  ortamını düzenlemek, etkinliklerde öğrencilere yardımcı olmak. Bilgi aktaran değil de bilgiye ulaşmada rehberlik yapan rolü verilmiş. Öğretmen artık bireysel farklılıkları gözeten, öğrencilerin seviyesine inen, öğrenme psikolojileri hakkında bilgi sahibi olan, rehberlik konusunda bilgi sahibi olan sürekli kendisi geliştiren görevi verilmiştir. (Eğitim Reformu Girişimi, 2005).

Yeni programın, yapılandırmaca yaklaşımı temel alarak öğrenci merkezli olduğu ve önceki programlara göre daha farklı bir yapı gösterdiği söylenebilir. 2005 yılı sosyal bilgiler programının vizyonu, “21. yüzyılın çağdaş, Atatürk İlke ve İnkılaplarını benimsemiş, Türk tarihini ve kültürünü kavramış, temel demokratik değerlerle donanmış ve insan haklarına saygılı, yaşadığı çevreye duyarlı, bilgiyi deneyimlerine göre yorumlayıp sosyal ve kültürel bağlam içinde oluşturan, kullanan ve düzenleyen (eleştirel düşünen, yaratıcı ve doğru karar veren), sosyal katılım becerileri gelişmiş, sosyal bilimcilerin bilimsel bilgiyi üretirken kullandıkları yöntemleri kazanmış, sosyal yaşamda etkin, üretken, haklarını ve sorumluluklarını bilen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını yetiştirmektir” olarak açıklanmıştır (MEB, 2005).

 

Sosyal bilgiler 7.sınıf öğretmen kılavuz kitabında sosyal bilgiler öğretim programının genel amaçları aşağıdaki gibidir.

  1. Özgür bir birey olarak fiziksel, duygusal özelliklerinin; ilgi, istek ve yeteneklerinin farkına varır.
  2. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, vatanını ve milletini seven, haklarını bilen ve kullanan, sorumluluklarını yerine getiren, ulusal bilince sahip bir vatandaş olarak yetişir.
  3. Atatürk ilke ve inkılaplarının, Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasındaki yerini kavrar; laik, demokratik, ulusal ve çağdaş değerleri yaşatmaya istekli olur.
  4. Hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu, tüm kişi ve kuruluşların yasalar önünde eşit olduğunu gerekçeleriyle bilir.
  5. Türk kültürünü ve tarihini oluşturan temel öge ve süreçleri kavrayarak, millî bilincin oluşmasını sağlayan kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini kabul eder.
  6. Yaşadığı çevrenin ve dünyanın coğrafi özelliklerini tanıyarak, insanlar ile doğal çevre arasındaki etkileşimi açıklar.
  7. Bilgiyi uygun ve çeşitli biçimlerde (harita, grafik, tablo, küre, diyagram, zaman şeridi vb.) kullanır, düzenler ve geliştirir.
  8. Ekonominin temel kavramlarını anlayarak, kalkınmada ve uluslararası ekonomik ilişkilerde ulusal ekonominin yerini kavrar.
  9. Meslekleri tanır, çalışmanın toplumsal yaşamdaki önemine ve her mesleğin gerekli olduğuna inanır.
  10. Farklı dönem ve mekânlara ait tarihsel kanıtları sorgulayarak insanlar, nesneler, olaylar ve olgular arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirler, değişim ve sürekliliği algılar.
  11. Bilim ve teknolojinin gelişim sürecini ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini kavrayarak bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanır.
  12. Bilimsel düşünmeyi temel alarak bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretmede bilimsel ahlakı gözetir.
  13. Birey, toplum ve devlet arasındaki ilişkileri açıklarken, sosyal bilimlerin temel kavramlarından yararlanır.
  14. Katılımın önemine inanır, kişisel ve toplumsal sorunların çözümü için kendine özgü görüşler ileri sürer.
  15. İnsan hakları, ulusal egemenlik, demokrasi, laiklik, cumhuriyet kavramlarının tarihsel süreçleri ve günümüz Türkiye’si üzerindeki etkilerini kavrayarak yaşamını demokratik kurallara göre düzenler.
  16. Farklı dönem ve mekânlardaki toplumlararası siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşimi analiz eder.
  17. İnsanlığın bir parçası olduğu bilincini taşıyarak, ülkesini ve dünyayı ilgilendiren konulara duyarlılık gösterir (Meb, 2013).

Aşağıda sosyal bilgiler öğretimden son yıllarda kullanılan öğretim yöntem ve teknikleri yer almaktadır. Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar
Sosyal Bilgiler Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar

Çoklu Zeka Kuramı

Eğitimin ana materyallerinden biri de zekadır. Zeka soyut bir kavram olduğu için üzerinde uzun yıllar düşünülmüş. Tanımı yapılmaya çalışılmış. Zekanın testlerden alınan puanlar, çabuk kavrayabilme, hızlı düşünme ve problemleri çözeme becerisi olarak tanımlanmış.

Zekanın ölçülmesi için ilk çalışmayı Alfred Binet (1900) tarafından çalışma başlatılmış. Daha sonra bu çalışma giderek geliştirilmiş. Piaget ise bu zeka ölçme sitemine karşı çıkmış ve zekanın sadece testlerde alınan puanlardan ibaret olmadığını belirtmiş.

Piaget zekayı kendini geliştirme ve kendini yenileme gücü olarak tanımlar ve zekanın yeni algılanan bilgiler ile kendini geliştirdiğini ve durumlarla karşılaşan zekanın daha hızlı, etkili kararlar aldığını, problemleri daha kolay çözdüğünü savunur.(Nilay ve Bümen 2011 s2)

Çoklu zeka kuramında varolan zeka ile ilgilenmenin yanında ürün elde etmek ve problem çözmektir. Ayrıca zekanın daha çok nasıl kullanıldığına ve zekayı çoğul olarak ele alır. Çoklu zeka kuramında zeka türlerin hepsi aynı önemdedir. Biri diğerinin önünde değildir.Bir biri ile çok karmaşık bir şekilde çalışmaktadır. Bireylerdeki zakaların gelişim çevresel nedenlerden dolayı farklılık göstermektedir.

Örneğin şehirde yaşayan bir bireyin doğa ile iç içe olamamasından dolayı köyde yaşayan bir bireye göre doğacı zekası aynı oranda gelişemeyecektir.

Zeka Alanları ve Özellikleri

            1.Dil Zekası: Bir dilin tüm özelliklerini tam anlamı ile ve etkili kullanabilmedir. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma bu zeka türünün önemli materyalleridir.

2.Mantık Matematiksel Zeka: Bu zeka soyut akıl yürütme, soyut problem çözeme, karmaşık ilişkilerin bir birinle olan bağlantılarını anlama ve sayılar ile düşünmeyi sağlar.

3.Görsel-Uzamsal Zeka: Görsel uzamsal zekada şekiller, simgelerle, resimlerle düşünme, görsel yaşamı daha iyi anlama ve anlamlandırma  zekasıdır.

4.Müzikal Zeka: Bu zekası gelişmiş bireylerde ritim, ses duyarlılığı, müzik enstrümanı çalma kabiliyeti gelişmiştir. Kendisini müzikle, müziksel ve ritimsel formlarla kendini ifade edebilmesidir.

5.Bedensel Kinestetik Zeka: Bu zekaya sahip bireyselde vücut hareketleri ile zihin arasında iyi bir birliktelik vardır.

6.Sosyal Zeka: Bu zeka çevreyle iyi uyum sağlama, iletişimi iyi olan, karşısındaki kişiyi iyi anlayabilmeyi ve etkili iletişim kurmayı sağlar. Bu zekaya sahip olan insanlar grup çalışmalarında, sosyal ortamlarda uyumlu ve etkilidirler.

7.Özedönük Zeka: Kendisini iyi bir şekilde anlayabilme. Sınırlılıklarının ve yeteneklerinin farkında olması. Kişinin davranışlarını, sorumluluk ve kabiliyetleri doğrultusunda etkili bir şekilde yerine getirmesini sağlar.

8.Doğacı Zeka: Açıklanan en son zeka alını olup bireyin doğayı anlama ve anlamlandırmasıdır.

Bu kuramın kısıtlı alanları olarak birkaç madde ekleyebiliriz. Öğrencilerin davranışlarının değerlendirmesi konusunda tam bir güvenilirlikten bahsedilemez. Davranışlar, gözlem, ürün dosyası, video kayıtları, resimlerden  yararlanabilinir. Bu çıktıları güvenilir bir şekilde değerlendirmek oldukça zordur. Verilmesi gereken konunun öğretmen tarafından tam anlamı ile hakim olunması daha sonra planın oluşturulması gerekmektedir. Sınıf ortamında verilmesi istenilen bir hedefi farklı baskın zeka alanlarına sahip bireylere baskın oldukları zeka alanlarını kullanarak vermek zamandan ve farklı baskın alanlara sahip olan bireylerin isteksizliğine neden olacaktır. Verilmek istenilen hedefleri saptırmadan vermekte başka bir güçlüktür. Farklı zeka alanlarına hitap edecek materyallerin kullanılması temin edilmesi ve eğitim sürecinin oyuna dönüşmeden verilmesi de ayrı bir zorluktur.

Kuramın yararları arasında öğretmenin öğretim sürecinin zenginleşmesini sağlamaktadır. Bireylerin zeki, aptal ayrımı yapmamaktadır. Sadece farklı baskın alanlara sahip olduğu üzerinde durur. Öğrencilerin tüm farklı zeka alanlarının uyanık kalmasına neden olur.

Yapılandırmacılık

Yapılandırmacılıkta bilginin birey tarafından şekillendirilmesi ve anlamlandırılması yatmaktadır.

Pozitivizme dayanan davranışçı ve bilgi işlem kuramını savunanlar bilginin bireyden bağımsız herkesçe kabul edilen bir gerçekliğin olduğunu savunmaktadır.Öğrenme ise bu nesnel gerçekliğin birey tarafından alınması olarak tanımlanmaktadır.(Biggs, 1996)

Yapılandırmcılık eğitiminde ise bilgi birey tarafından anlamlandırılmaktadır. Anlamlandırmada bireyin içinde bulunduğu kendine has duyusal durumu, sosya kültürel yaşantısı gibi bir çok faktörün etkili olduğunu savunmaktadır. Bu yüzden bilgi nesnel bir gerçeklik değil bireyin ne anladığı nasıl anlamlandırdığıdır.

Yapılandırmacılıkta bilgi insanlardan ayrı bir oldu değildir. Bilgi bireylerin kendileri tarafından anlam vermesidir. Bu yüzden bireylere has öznel anlamlar bir başkasını olduğu gibi aktarılamaz.

Bireysel anlamlandırma sonucu yapılandırmacılığın önüne iki adet kavram çıkar. Gerçek ve doğru..Bilgi yapılandırmacılıkta kişisel deneyimler sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu kişisel deneyimler sonucu ortaya çıkan anlamlandırma sosyal ortamda diğer bireylerin anlamlandırmaları ile çelişmiyorsa gerçeklik ve doğru kavramları ile ilişkilendirilmektedir.(Yurdakul, 2004) Yapılandırmacılıkta doğru yerine kabul edilebilinir, ortak bilgi, uygulanabilinir gibi kavramlar kullanılmaktadır.(Yurdakul, 2011)

Yapılandırmacılıkta bilginin bir başkası tarafından bireye aktarıldığı değil birey tarafından yapılandırıldığı bu sürecin ve tam olarak sonucunun tahmin edilmesi, ölçülmesi zordur. Bigi bireyin içinde bulunduğu şartlar, düşünceler, yaşantılar ve deneyimler gibi unsurlarla anlamlandırmasıdır.

Öğrenilen her şey bireyin yaşantıları sonucu tekrar ele alınacaktır.Birey bilgiyi  test edecek zihinsel yapılar oluşturacak ve anlamlandırmak için tekrar  yapılandırılacaktır(Wilson, 1997)

Yapılandırmacılık bir eğitim kuramı değilde bir eğitim felsefesidir. Daha çok öğrenmenin süreci değil de özü ile ilgilenmektedir. Yapılandırmacılıkta eğitim kuramı olarak Piagetin bilişsel  yapılandırmacılık kullanılmaktadır.

Yapılandırmacılıkta öğrenme sürecinde dikkat edilmesi gerekenlere değinecek olursak. Öğrenmeler  var olan bir bilginin alınması değilde bir problemin çözümü olmalı. Öğretmenin öğrenme sürecini çok iyi bir şekilde tasarlamalı. Öğrenme sorumluluğu öğrene aktarılmalıdır. Öğrenme sürecinde ön bilgiler çok önemli olduğu için öğreten öğrenin önbilgiye ne kadar oranda sahip olduğu tespit etmelidir çünkü yeni bilgi ile ön bilgi arasında bağlantı kurulduğunda  öğrenme daha hızlı olacaktır.(Dunlop, ve Grabinger, 1996)  Öğrenme de sosyal ortamlara da dikkat edilmeli bireylerin etkili iletişim kurabilecekleri ortamlar sağlanırken öğretmenin bu ortamlara karışmaması uzaktan izlemesi gerekmelidir. Öğrenme süreci çok yönlü olarak tasarlanmalıdır. Öğrenene bilgilerini sorgulamaya itici ortamlar sunulmalı teknoloji olanaklardan yararlandırılmalıdır

Değerlendirmede Sadece sonuca dayalı anlayış yerine, öğrenme sürecini de değerlendiren bir anlayış benimsenmelidir. Farklı ilgi, beceri,zeka yapısı ve öğrenme şekline sahip öğrencilerin değerlendirilmesinde; klasik sınav ve test türlerinin yanı sıra; açık uçlu sorular, gözlem formları, görüşmeler, değerlendirme ölçekleri, günlükler, portfolyolar, projeler vb. araç ve yöntemler kullanılmalıdır.

Yapılandrımacılıkta öğrencinin ne öğreneceğini baştan tam olarak bilmemesi ve ilgisizliği çözüm bekleyen bir yönüdür.Yapılandrımacı eğitim sürecinin oluşturulması pahal bir süreçtir. Öğrenen grubun sayısının da az olması gerekmektedir. Kalabalık sınıflar ve kısıtlı imkanlarda istenilen sonuçlar elde edilemeyebilinir. Sürecin çok iyi bir şekilde planlanması gerekmektedir. Aksi takdirde öğrenme süreci çok farklı alanlara kayabilir.

Öte yandan, yapılandırmacılık ne kadar iyi anlaşılırsa anlaşılsın ve bu konuda ne kadar kararlı hareket edilirse edilsin, yapılandırmacı öğrenmelerin gerçekleştirilememe olasılığı da vardır. Çünkü yapılandırmacılık; öğrencinin nasıl öğrendiğini açıklar, öğretimin nasıl yapılacağını açıklamaz. Etkin öğ­renme yöntemleri bu gereksinimi karşılamakta, yapılandırmacı düşüncelerin sınıf ortamında uygulanmasını olanaklı kılmaktadır (Açıkgöz, 2004: 67).

Beyin Temelli Öğrenme

Beyin alanında yaşanan gelişmelerden sonra beyin temelli öğrenme boy göstermiştir. Öğrenci merkezli olan beyin temelli öğrenme, nörofizyoloji  alanında çalışmalar yapan Hebb tarafından geliştirilmiştir.

Öğrenmenin aslı beyinde meydana gelen bir takım sinirsel ve elektriksel değişimler olup beyinde snaptik bağların kurulması ise öğrenme meydana gelmektedir. (Baymur, 1994) Beğin temelli öğrenmeyi insan beynin çalışma koşullarına göre ayarlanmalıdır. Fazla kaygı, rahatsız ortam, yetersiz güdülenme öğrenmeyi güçsüzleştirecektir. Anlamlı bir öğrenmenin olabilmesi için öğrenen için uygun ortam, uygun bir duyusal ortam gerektiririr. Öğrenme sürecinde drama, müzik, resim gibi farklı materyallerden yararlanılması ve öğrenilenlerin tekrarı ve kodlamaların yapılması kalıcılığı ve anlamlı öğrenmeyi sağlayacaktır.(Senemoğlu, 2005).

Beyin temelli öğrenmede birey öğrenenin yanında farkında olmadan farklı öğrendikleri ile ilişki kurarlar. İnsan beyni sürekli yeni öğrendikleri ile var olanlar arasında yeni bağlantılar kurarlar. Zihinlerini yeniden organize ederler. Gerekli olduğunda bağlantılar ve kodlamaları kullanarak davranışa dönüştürürler.

Bilinçli olarak anladığımızdan daha fazlasını öğreniriz. Farkında olmadan  alınan bilgiler beyne ulaştıktan sonra gecikmeli olarak ortaya çıkarak kararlarımızı ve davranışlarımızı etkiler.(Demirel ve Diğerleri, 2011 s.115)

Beyin temelli öğrenmeden en az iki türlü bellek vardır bunlar uzamsal bellek ve makenik öğrenmedir.Uzamsal  bellek yaşantılarımız ve deneyimlerimizdir. Bellek hiç zorlanmadan bunları kısa süreli belleğe kaydeder. Yaşantılarla bağlatılı olmayan bilgileri öğrenebilmek için beyin ezbere ihtiyaç duyar. (Demirel ve Diğerleri, 2011)

Beyin temelli öğrenmede değerlendirme süreci öğrenen öğrenme süreci içinde gözlenir, ürünleri değerlendirilir ve duygu düşüncüleri hakkında bilgi sahibi olmak için konuşulur. Süreç değerlendirmesi daha çok tercih edilir. Değerlendirmede açık uçlu sorular, cümle tamamlama, yarım bırakılmış materyalin tamamlanması istenilir.

Proje Tabanlı Öğrenme

Eğitimin çağın hızına yakalayabilmek için öğretmenin ve öğrencinin birlikte öğrenebileceği iş birliği içinde çalışabilecekleri bir yapıya sahip olmalı. Öğrencilerin bir birli ile iş birliği ile çalışarak karşılaştıkları problemlere çözüm üretmesi proje tabalı öğrenmenin esasını oluşturur. Konuların derinlemesine araştırılması da proje tabalı öğrenmenin odaklandığı bir noktadır.Proje tabanlı öğretimde öğrenci merkezli, öğrencinin derinlemesine araştırma yapabilecekleri, farklı derslerle ilişkilerin kurulduğu, çeşitli materyallerin kullanıldığı, üst düzey öğrenmenin gerçekleştiği öğretim modelidir.

Proje tabanlı öğrenme yaklaşımında bir kişi, bir kaç kişiden oluşan grup yada bütün sınıf tarafından ortaya konulan bir konu hakkında sorulan sorulara doğru cevap vermek bunun yanında o konu hakkında hakkında bilgi sahibi olmak ve hayatında bu bilgileri kullanmaktır.(Demirhan, 2002)

Proje tabanlı öğrenme ile;

  • Öğrenci kendi öğrenme hızı ve sitili ile öğrenir.
  • Farklı zeka türklerini kullanır.
  • Öğrencilerin kendi bilgilerini kullanarak bilgileri, öğrenme yönetmelerini zenginleştirirler.
  • Öğrencilerin öğrenme sürecinde aktif olmasını sağlar.
  • Öğrenci var olan bilgilerini ve deneyimlerini kullanarak bilgilerini kendileri kurarlar.
  • Öğrenenlerin öğrenme sürecinde aktif olması, yeni bir şeyler üretmesi öğrenin ilgisini çekecek öğrenme sürecinden haz alır.(Demirhan, 2002)

Proje tabanlı öğrenme için hedefler; karmaşık zihinsel problemleri çözebilme, iş birliği içinde çalışabilme, karşılaşan sorunlara farklı çözüm yolları getirebilme, yapılan çalışmaların sonucunda bir ürün ortaya koyabilme ve hayat boyu öğrenen, özerklik kazanmış , problem çözebilen bireyler yetiştirmektir.(Demirel ve Diğerleri, 2011)

Öğretmenin rolü sadece rehberlik yapmaktadır. Tüm öğrenme sorumluluğu öğrenciye aittir.Öğrenme sırasında farklı derslerde hedeflenen öğrenmeler de gerçekleşebilir.

Proje tabanlı öğrenmede temel adımlar:

  1. Hedeflerin belirlenmesi.
  2. Yapılacak işin ya da ele alınacak konunun belirlenip,tanımlanması.
  3. Takımların oluşturulması.
  4. Sonuç raporunun özelliklerinin ve sunuş biçiminin belirlenmesi.
  5. Çalışma takviminin oluşturulması.
  6. Kontrol noktalarının belirlenmesi.
  7. Değerlendirme ölçütlerinin ve yeterlik düzeylerinin belirlenmesi.
  8. Bilgilerin toplanması.
  9. Bilgilerin örgütlenip, raporlaştırılması.
  10. Projenin sunulması (Meb)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir