Ana Sayfa / Ders Notları / Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu
Siyaset Felsefesi

Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

En az ikibin beşyüz yıllık bir geçmişe sahip olan bir kavramın bolca tanıma sahip olması gayet normaldir.adı gereği siyaset,etikten tutun da tıp alanına kadar pek çok yerle ilşki halindedir.Kabaca,siyaseti ,devlet işlerini düzenlemek için güdülen yol,yöntem,teknik olarak ifade edebiliriz.Siyaset felsefesi de merkezine siyaseti alan ,felsefenin bir dalıdır,siyaset felsefesine devlet felsefesi de denilmektedir ki aslında kimi felsefeciye göre siyaset ,daha çok ahlak felsefesi ile bağdaşdığından etiğin bir alt elemanı olabilir. Siyaset felsefesi,bünyesinde pek çok soru ve kavram barındırmaktadır.Şimdi bunları kısaca tanımlayalım: Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

Örneğin:
-Bu yönetim tarzı,etik midir?
-İktidar,kaynağını nerden almaktadır?
-Yönetim tarzları içinde insanı merkeze alan hangsidir? …
Kavramlara gelirsek:
• Devlet: Sınırları belli olan,egemenlik sahibi en büyük siyasi kurum.
• İktidar: Devleti yönetme gücü
• Yönetim:İktidarı elinde bulunduran kişi veya zümre
• Meşruiyet: İktidar sahiplerinin,yönetimi yasaya uygun sürdürmesidir.
• Egemenlik:güç
• Hak:Bireyin sahip olduğu siyasi kazanımlar
1948 yılında Paris’te Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilip imzalanan bildiriye göre insanın hak ve özgürlükleri 3 tiptir:

a) Kişisel Hak ve Özgürlükler
b) Tolumsal/Ekonomik Hak ve Ögürlükler
c) Siyasal Hak ve Özgürlükler
• Adalet: Herkese hak ettiğinin verilmesi veya hak ve hukukua uygunluk durumu.
• Hukuk: Yasaların bütünü
• Özgürlük: İnsanın iradesini kullanabilmesi durumu.

İnsanın tarih sahnesine çıkışı ,içinde yaşadığı toplulukla olmuştur:Aile,kabile,klan vs. İnsanın ,toplumla olan ilişkisini ilk etapta ahlak belirledi ve düzenledi.Yalnız ileri dönemlerde bu kurallar veya yapı bir biçimde yetersiz kaldı ve yeni bir siyasi/hukuki düzene geçildi( doğa durumundan siyasi duruma geçiş gibi) Bu siyasi düzenin baş aktörü insandır ,insan, Aristoteles’in tabiriyle isyasi bir varlık/hayvandır ve bu varlığa,siyasi aktöre hükmetme belgesine sahip bir diğer karakter de devlettir.Devlet bu bahsettiğimiz modern siyasi/hukuki yapıdır.Siyaset felsefesinin eksenindeki ana duraklardan biri olan devlete baktığımızda,devleti olumlayan veya reddeden pek çok görüş görebiliriz.İleri de bunları da inceleyeceğiz:
-Hegel’e göre devlet,ahlakın fiil halidir,yüksek tindir.Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu
Hobbes’e göre ise ,insanları doğa durumundan kurtarmak için oluşturulmuş bir yapıdır ki burda aslolan ,Noam Chomsky’nin deyimi ile “rızanın imalatıdır.”Bu mamulün yani rızanın oluşturabilmesi için insan,pek çok aşamadan geçecektir.
-Nietzsche’ye göre ise canavarların en soğuğudur kendileri. Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

Siyaset Felsefesi

SİYASET FELSEFESİNİN İKİ YÖNÜ

a)Kavramsal yönü: Toplumu ve siyasi yapıyı yorumlayan kısmı.
b)Normatif yönü: Çeşitli ilke ve yöntemlerin,yaklaşımların üretildiği yönü.

Aristoteles’e göre politika ve etik aynı amacı paylaşmaktadır.İkisinde de aslolan insanı mutluluğa ulaştırmaktır.Kimileri de politikayı temelde ahlak olarak görür;tabi bu görüş,günümüzde ne kadar geçerlidir veya politikaların belirsizliği ahlakın da belirsizliğine mi yol açmaktadır? Bu perspektiften bakınca siyaset veya politikanın ahlak ile arfasına mesafe koyduğu söyleyebilir miyiz? Bunlar tümü ile siyaset felsefesinin tartışa geldiği soru(n)lardır.

SİYASET FELSEFESİNİN PROBLEMLERİ

Daha evvel,siyaset felsefesine devlet felsefesi dendiğini ifade etmiştik.Kimi filozoflara göre,devlet siyaset felsefesinin doruk noktası,iyiliğin,yüksek tinin timsali iken(Aristoteles,Platon,Farabi,Hegel) AnArşistler’e,Kinikler’e ise kötülüğün,tahakkümün yansımasıdır.
Devleti yönetme gücüne,kabiliyetine iktidar demiştik.Bu güç nasıl ortaya çıktı veya bu gücün üstünde kullanılacağı devlet hangi şartlarda oluştu sorularına da anlaşılacağı üzere her kafadan bir ses yükselmiştir.Bu kafalara da bakarsak :Farabi,Playon,İbni Haldun gibi fikir adamları devleti doğal bir varlık,doğanın bir yansıması olarak görmüşken Hobbes,Locke,Rousseau triosu ise devleti,bir sözleşmeden,taahhütnameden doğan yapay bir varlık şeklinde ifade etmişlerdir.
Şimdi de bir diğer soru yani “devleti yönetme gücünü elinde tutanlar bu gücü nerden alıyorlar,iktidarlarının kaynağı nedir?” Efendim bu soruya verilecek cevapları iki başlık halinde ele alabiliriz,şöyle ki: Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

1.Teolojik(dini) Açıklama:İbn Teymiye,Augustinus ‘un fikirlerinin kapsadığı açıklamadır.iktidar,Tanrı’nındır ve yeryüzündeki yöneticiler,krallar,hanedanlar ,Tanrı’nın vekaletini üstlenmişlerdir.Onlar(Monarklar,oligarklar) Tanrı’nın yeryüzündeki yasa uygulayıcısı olarak halkı yönetirler ve üzerlerinde tahakküm kurma hakları böylece meşruiyet kazanmıştır.(İmparatorluklar,krallıklar,hanedanlıklar…)

2.İnsana Dayalı açıklamadır ki bu görüş de kendi bünyesinde ikiye ayrılır.

a)Doğacı Görüş(Thomas HOBBES) : İleride ayrıntılı bir şekilde göreceğimiz bu fikre göre insan güvenlik ve korunma ihtiyacı sonucu devlet,dolayısıyla iktidar ortaya çıkmıştır.
b) Gönüllü Toplum Sözleşmesi(Locke-Rousseau): Toplumsal uyum ve güvenlik gibi durumlar insanları bir şemsiye altında toplanmasına sebep olmuştur ki bu şemsiye de devlettir.Şemsiyeyi elinde tutan ise yasama gücüdür.

Yine aynı şekilde Aristoteles,devletin yönetimi konusunda aristokrasiyi yani en iyilerin,seşkinleri yönetimini savunmuştur,demokrasiyi de sapma şeklinde ifade eder.Platon bilindiği üzere filozof/kral düşüncesini Devlet eserinde savunurken,Yasalar’da devlet yönetiminde yumuşamalar getirmiştir.
Eski Yunan’da Protagoras gibi öncü sofistler ,demokrasiyi/halkın yönetimini savunmuşlardır.Sofistler,o dönemin aydınlanmacı insanları idiler ve bulundukları yerde yurttaşlıkları olmadığından okul açamıyorlardı (ayrıntılı bilgi için bakınız Ahmet ARSLAN/İlkçağ felsefe tarihi /2.cilt sofistler ) Modern dönemde ise Hume ve Locke’ı örnek verebiliriz.
Salt devletin ontolojisi üzerine kafa patlattıktan sonra gelelim devletin idealize edilmiş haline… acep ideal devlet var mıdır,yok mudur?Buna cevap verenler de evetçiler ve hayırcılar olmak üzere yine 2 gruba bölünmüşlerdir: Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

a) İDEAL DEVLET YOKTUR,OLAMAZ:

• SOFİSTLER: Olgulara ve bilgiye göreceli yaklaştıklarından bu konuda da farklı bir tutum sergilemezler ve devletin,herkes tarafından aynı şekilde ele alınacağı fikrine karşı gelirler.
• ANARŞİSTLER: Bırakın ideal devleti,devleti bile bir tahakküm mekanizması gördüklerinden bu fikre karşıdırlar.Özellikle Bakunin,Proudhon,Kropotkin,Stirner ,Emma Goldman,Errico Malatesta gibi düşünürler devleti,baskı ve otoritenin vücut bulmuş hali telaffuzunda bulunurlar.
• KİNİKLER: Uygarlık ve benzeri şeyler tamamen yapaydırlar,yapaylığın hiçbir önemi yoktur.Devlet de modernizmin ürünü olduğundan yapaydır,reddedilmelidir.

b) İDEAL DEVLET VARDIR:

• ÖZGÜRLÜĞE DAYALI DEVLET ANLAYIŞINI SAVUNANLAR:Liberaller diyeceğimiz kesime göre,eğer hem devlet özgürlükler alanını açarsa ideal bir refah devleti ortaya çıkar ki buradaki özgürlükler ifadesi,düşünce hayatından ekonomiye(serbest piyasa) kadar pek çok alanı kapsamaktadır.Adam SMITH(ulusların refahı) ve Stuart MILL ,liberalizmin önemli isimlerindenir.

• EŞİTLİĞE DAYALI DEVLET ANLAYIŞI: Bu görüşü savunanlar ise,bireyler arasındaki sosyo-ekonomik farkların minimilize edilmesi sonucunda ,ideal devletin inşa edileceğini savunurlar.Örnek verirsek,komünist dünya görüşüne sahip sosyalizm ile yönetim..Marksizm ile bağdaşlaştırabileceğimiz bu kuramda “herkesten yeteneği kadar faydalanma;herkese ihtiyacı kadar verme “düsturu söz konusudur.Bu ve benzeri görüşlere Karl MARX,Owen,Engels’i örnek verebiliriz.(bakınız SSCB örneği)

• ADALETE DAYALI DEVLET ANLAYIŞI: Burada devletin çekirdeğinin adalet olduğu,bu çekirdek ne kadar dayanıklı ve güçlü olursa,devletin de aynı oranda güçlü ve huzurlu olacağı ifade edilir.Adalet,eşitlik,özgürlük kavramları birbirini tamamlayan ve Fransız Devrimi’nde de çokça kullanılan fikirlerdir.Rawls(BAKINIZ Rawls’ın adalet teorisi),Bernstein adlı filozofları bu bölüme dahil edebiliriz.

Şimdi,yukarıda,bir yerlerde bahsettiğimiz Hobbes,Rousseau ve Locke üçlüsünün fikirlerini açalım:hatırlarsak bu üçlüden Hobbes “doğacı görüş”ü savunurken,diğer ikisi “toplum sözleşmesi “ilkesinden hareket ederler.Aslında Hobbes’ta da bir tür sözleşme vardır;ancak Hobbes’in doğa durumu ile diğerlerinin arasında fark vardır ve bu doğa durumu sadece Hobbes’ta bir tür alacakaranlık kuşağı versiyonu gibidir. Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

• THOMAS HOBBES/TEK KİŞİNİN MUTLAKİYETİ/MONARŞİZM

16.-17.yy.da yaşamış İngiliz Filozofu Hobbes’un siyaset felsefesi,(leviathan adlı kitabı)insanı negatif yönden elenalır.(homo homini lupus:insan,insanın kurdudur:doğa durumunu açıklar.)Ona göre insan,doğa durumundadır.Doğa durumu ise herkesin herkesle savaş halidir.İnsanlık olağanüstü hal durumundadır .Bu savaşta herkes de eşit haldedir şöyle ki daha güçsüz ve kabiliyetsiz olanlar ,daha parlak kişilere karşı bir koalisyon kurarak savaşabilirler ve böylece güç manasında eşit konuma gelebilirler.Bu eşitlik dahilinde savaşan herkes,gasp,ölüm,emniyetsizlik gibi tehlikelerle beraber yaşıyordu.
Öte yandan insan,akıllı,siyasi bir varlıktır;bu kaostan kurtulmak maksadı ile yaşamlarını karşılıklı güvence altına almak istediler.Bunun için de birbiriyle müşretek bir sözleşmeye imaza atacaklardı lakin bu sözleşmedeki kurallara insanları uyduracak bir hakem,3.bir şahıs gerekiyordu ki bu da iktidar sahibi olacak kişidir.Tamamen insanların yetki devrini teslim alan ve içerdiği kurallar/yasalar bütünü ile yaptırım gücünü elinde bulunduran bu karakter devlet ya da en iyisi monarktır.Devleti yöneten ,tek kişiolmadlıdır.Devlet,bir grup ile yönetilirse görüş ayrılıklarından dolayı sorunlar çıkabilir.Böylece en iyi yönetim ,iktidarın tek kişi de olması yani monarşidir.Monark,hiçbir şekilde gücünü paylaşmaz ve egemenliğini tebası ya da halkı ile paylaşmaz ;çünkü yapılan sözleşmede onun ortaklığı yoktur.Halk veya kişiler,ellerindeki gücü kendi rızaları ile (tehlikeleri bertaraf etmek adına) monarka,yöneticiye devretmişlerdir.Devletin,böyle bir sözü olmamıştır yetki devri manasında.Buna binaen egemen,mutlak güç sahibidir ve her zaman doğrudur,haklıdır.Yaptıkları,yasaya uygundur;çünkü yasaları kendisi koyar.  (ayrıntı için bakınız Leviathan adlı eser)

• ROUSSEAU ve DEMOKRATİK TOTALİTARİZM

Rousseau’ya göre de insanlar önceleri doğa durumundaydı;ancak onun doğa durumu,Hobbes’inkinden farklıdır.Rousseau’daki doğa durumunda insanlar,özgür ve eşitti;ancak ilerleyen süreçte paranın ve özel mülkiyetin gücü,insanlar arasındaki ilişkiyi hissedilir bir biçimde değiştirmeye başladı .Eşitliğin olduğu ortam yavaş yavaş değişmeye başladı ,insanlar tekrar barışı ve huzuru tesis etmek amacıyla aynı şekilde bir tür sözleşme ,yasa arayışına girdiler.Bu yasa hazırlayıcı da devlet olacaktı.Egemen olan bu güç,kendisini meydana getiren parçaların(bireylerin) bütünü olduğundan,bu bireylere aykırı yasa yapamaz.Dolayısıyla özgürlük,insanın devlet aracılığı ile kendi kendine koyduğu yasaya dönüşür.Burada bir ortak irade söz konusudur.İrade temsil yeri ise halk meclisleridir.Rousseau da güçlerin ayrılığı ilkesi yoktur;devletin yoğunluğu hissedilier.Devlet,güveni sağlamak adına her an her yerdedir. Felsefe Dersi Siyaset Felsefesi Ders Notu

• JOHN LOCKE ve LİBERAL DEMOKRASİ

Bilgi ve siyaset felsefesine dair önemli katkıları olan John LOCKE’in fikirleri,Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’ne,anayasasına ve Fransız Devrimi İnsan Hakları Bildirgesi’ne ilham vermiştir.
Locke’da da doğa ve modern durum düalizmi vardır.Locke’un doğa durumunda da insanlar mutlu idi.Doğada öyle Hobbes’taki gibi bir karabasan saldırısı altında yaşamıyordu insanlar.Bir tür doğa yasası vardı ve insanlar kabiliyetleri ölçüsünde o doğa yasasının egemenliğinde yaşıyorlardı.( Herakleitos’un logos’u ya da kozmik aklı örnek verebiliriz.) ancak burda da ortya rousseau’daki gibi iki hınzır para ve özel mülkiyet çıktı,ilişkileri bozdu,viran eyledi ,Hobbes’in savaş haline gelindi..Sonuçta çıkan hak ihlalleri ve paranın getirdiği sosyal hayattaki sıkıntılar,insanları yine bir arayışa itti ve bu arayış devlette nihayete erdi.Devleti hoşgörü kuramı üzerine inşa eder .Devleti tek görevi,bireylerin can ve mal güvenliğini sağlamak,dışarıdan gelecek tehditleri önlemektir.Onun dışında müdahelede bulunamaz.
Erkleri birbirinden ayırır:yasam-yürütme ve federatif güç şeklinde.Yasa yapıcılar,halk adına yürütmeyi denetler ve yanlış yaptığını düşündüğü anda görevlerine son verebilirler.En büyük güç,yasama gücüdür.Devlet ,halkın vekilidir ,görevi ise mülkiyeti düzenleyip devam ettirmek,toplumu korumak adına kanunlar yapmaktır.Locke’a göre insanların doğuştan gelen hak ve özgürlükleri: yaşam hakkı,mülkiyet edinme ,din ve vicdan hürriyetidir.
Yukarıda da görüldüğü üzere bu üç filozofun ortak noktaları: insanlarda doğa durumu olması ve bu doğa durumunu terk ederek ,sözleşme aracılığı ile insanların devletin himayesi altına girmeleri.Ayrıldıkları nokta ise Hobbes’ta bu doğa durumu berbat bir halde iken ,teyakkuz hali varken,Rousseau ve Locke’da ilk etapta bu doğa durumu ,huzur ve barış ortamıdır.Para ile bu ortam bozulunca eski günlere kavuşmak için kendilerini bir koruyucunun yani devletin kollarına bırakırlar.İncelendiğinde Locke’un günümüz demokrasisinin ve liberalizminin temellerini attığı görülecektir.
KAYNAKLAR: Felsefe Tarihi/ A.Cevizci- Felsefeye Giriş/A.Arslan- Siyaset Felsefesi/Derda Küçükalp

Kaynak:egitimhane.com

Hakkında Sosyal Bilgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir