Recent Posts

Pages: [1] 2 3 ... 10
1
1.Dönem / Cumhuriyetçilik İlkesi
« Last post by velikz on Ocak 15, 2021, 08:27:19 ÖS »
Cumhuriyetçilik
 “Bugünkü hükümetimiz, devlet örgütümüz doğrudan doğruya milletin kendiliğinden yaptığı bir devlet örgütü ve hükümettir ki, onun ismi cumhuriyettir... Hükümet millet ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları, kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.”
* Gazi, cumhuriyeti nasıl tanımlıyor? Cumhuriyet yönetimi ile hangi yönetimi karşılaştırıyor?
Halkın kendi kendini yönetmesi, milli egemenlik, ülkeyi yönetenlerin milletin temsilcileri olduğunu vurguluyor, padişahlık-saltanat yönetimi ile karşılaştırıyor.

       Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesidir. Cumhuriyet yönetiminde egemenlik bir kişiye veya zümreye değil, millete aittir.  Vatandaşlar, seçme ve seçilme hakkına sahiptir.

           Cumhuriyetçilik, devletin cumhuriyetle yönetilmesini öngören bir ilkedir. Cumhuriyeti benimsemeyi ve onun en iyi yönetim biçimi olduğuna inanmayı ifade eden bu ilke cumhuriyetin korunması ve yüceltilmesini amaçlar.

       Gazi, demokrasinin en güzel uygulandığı rejim olarak cumhuriyeti görmüştür. Cumhuriyet rejimi içerisinde aşama aşama demokrasiye geçilmesini düşünmüştür. Bu aşamalar nelerdir?
TBMM’nin açılması,
1921 Anayasası’nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) kabulü,
Saltanatın kaldırılması,
Cumhuriyetin ilanı,
Halifeliğin kadırılması,
Çok partili demokrasiye geçiş denemeleri,
Kadınlara da seçme-seçilme hakkının tanınması,
Erkan-ı Harbiye Vekâlet’inin kaldırılması

         Gazi’ye göre Cumhuriyetin varlığı korunmasına bağlıdır. Bu görevi Türk gençliğine vermiştir.“ Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek olan sizsiniz.”


      Cumhuriyet yönetimi, vatandaşları sahip olmadıkları pek çok hak ve özgürlüğe kavuşturdu.
 Öncelikle ülkemizin bir hanedan tarafından yönetimine son veren, egemenliği millete verdi.  Toplumdaki tüm ayrıcalıklar kalktı, bireyler arasında her alanda eşitlik (özellikle kadın-erkek eşitliği) gerçekleşti. Vatandaşlar özgürce fikirlerini söyleyebilme imkânı edindiler.
       
    Gelişmemize engel olan unsurlar, cumhuriyet ile kaldırıldı. Cumhuriyet yönetimi, ülkemizin çağdaşlaşması için gereken ortamın oluşmasını sağlamıştır.. Ülke büyük bir ilerleme yoluna girdi.

         Cumhuriyet, diğer Atatürk ilke ve inkılâplarının gerçekleşebileceği uygun ortamı hazırlamıştır. Cumhuriyet; bir kişi, zümre ya da sınıfın yararını değil toplumun yararını gözetir; kanun önünde eşitliği gözetir, bu açıdan halkçılık ilkesi ile birbirini tamamlar. 

             Cumhuriyet yönetimi, ancak toplumun millet bilincine ulaşması ile mümkün olduğundan milliyetçidir. halk-millet egemenliğine dayandığı için halkçı ve milliyetçidir. Aklı ve bilimi esas aldığı için laik bir düzendir.  Her alanda çağdaşlaşmayı esas aldığı için inkılapçıdır. Bireyler, vatandaş haline gelmiştir.
2
1.Dönem / Milliyetçilik İlkesi
« Last post by velikz on Ocak 15, 2021, 08:26:51 ÖS »
Ne Mutlu Türküm Diyene
        Milliyetçilik, milletini sevmek- parçası olmaktan gurur duymak, onu yükseltme amacını benimsemek ve bu uğurda çalışmaktır.

* Gazi’nin bu sözü hangi Atatürk ilkesi ile ilişkilendirilebilir? Bu Atatürk ilkesinin hangi niteliğini ortaya koymaktadır?
Milliyetçilik…  Atatürk milliyetçiliği; Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duymayı öngörür, Türk olmayı ırka göre belirlemez, kendini Türk olarak görmek-hissetmek yeterlidir. Yani ırkçı değildir tersine birleştiricidir.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”

          Millet, geçmişte bir arada yaşamış, şimdi de bir arada yaşayan, gelecekte de bir arada yaşama inancında ve kararında olan(?), aynı vatana sahip çıkan, aralarında dil, tarih ve kültür birliği olan insan topluluğudur.

“…Topluluğun fertleri, ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”
     Gazi, Osmanlı Devleti’nin çöküş nedenlerinden birinin de öz benliğinden uzaklaşması olduğunu belirtmiştir.
* Bu görüş yeni Türk devletini kurarken onu hangi uygulamaları(inkılâpları) yapmaya yöneltecektir?(4)
TTK ve TDK’nın kurulması,
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, DTCF’nin kurulması

       Atatürk milliyetçiliğinin özünde, milletin bağımsızlığı yer alır. Nitekim Kurtuluş Savaşı da bu öze dayanılarak başarılmıştır. Bunun ardından diğer alanlarda da(?) millileşme gerçekleştirilecektir.
Eğitimde, ekonomide, kültürel-sanat alanında
       
“Toplu bir milleti istila etmek, darmadağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir.”
* Gazi, bu sözüyle neyin önemini vurgulamıştır?
Milletin birlik ve beraberlik içinde olmasını

Atatürk Onuncu Yıl Nutkunda, “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık.” diyerek, inkılapların başarılmasını da millî birlik ve beraberlik ruhuna bağlamıştır.
* Bir toplumda birlik ve beraberliği kanıtlayan durumlar nelerdir?
Savaşlarda-afetlerde birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması

      Milli birlik ve beraberlik, Milli Mücadele’de, Türk milletini başarıya ulaştıran güç olmuş, Misak-ı Milli büyük ölçüde başarılmıştır. Ardından Türk milletini çağdaşlaştırılması yolunda milli egemenliğe dayalı bir cumhuriyet, milli ekonomi, milli eğitim gerçekleştirilmiştir. Milli kültür ve Türklük şuurunun gerçekleştirilmesi yolunda inkılâplar yapıldı. Aynı şekilde Atatürk dönemi Türk dış politikası da tam bağımsızlığı önde tutan milli bir nitelik taşımaktadır.
3
1.Dönem / Halkçılık İlkesi
« Last post by velikz on Ocak 15, 2021, 08:26:16 ÖS »
Halkçılık
       Atatürk’ün halkçılık ilkesi, bireyler arasında ayrım/ayrıcalık gözetmemek, eşitliği temel alan bir anlayıştır.   Bütün toplumu, bir bütün olarak gören bu ilkede, sınıflara dayalı bir toplum düzeni yoktur.
* Gazi buna göre hangi inkılap(lar)ı yapacaktır?(4)
Medeni Kanun’un kabulü,
Türk kadına seçme-seçilme haklarının verilmesi,
Soyadı kanunu ile ağa, paşa, bey, şeyh… gibi unvanların yasaklanması,

* Halkın eşitliğini esas alan bu ilkenin ülke yönetimine bakışı nasıl olabilir? Bu doğrultuda hangi Atatürk ilkeleri ile birbirini tamamlar?(3)
Halkın kendi kendini yönetmesini esas alır.
Bu açıdan cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve laiklik ilkesi ile birbirini tamamlar.

 “Sebep ne olursa olsun, vatandaşın derdine çare bulmak, yardım etmek ve destek olmak, cumhuriyet hükümetinin koşacağı bir görevidir.”
Yukarıdaki sözleri, Halkçılık ilkesinin hangi niteliği ile ilişkilendirebiliriz?
Halkçılık ilkesi halkın yararını gözetir.
Halkı refah ve mutluluk içinde yaşatmayı amaçlar.

           Toplumun huzur ve güven içerinde olmasını, halkın refah seviyesini yükseltmek devletin yükseltmek devletin asıl görevidir.  Halkçılık anlayışında “devlet, halk içindir” anlayışı hâkimdir. Yani sosyal devlet anlayışını öngörür.
* Gazi, bu anlayış doğrultusunda hangi inkılâpları yapacaktır?
Aşar vergisinin kaldırılması,
Soyadı kanununun çıkarılması,
Harf inkılabı yapılıp-mahalle mekteplerinin açılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması

           Atatürk, halk ile millet kavramlarını aynı anlamda kullanmış ve bu düşüncesini: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına, Türk milleti denir” şeklinde ifade etmiştir.

*Azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ile Halkçılık ilkesi arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Halkçılık ilkesi ırkçı değil, birleştirici bütünleştiricidir, dini-dili-ırkı ne olursa olsun halkın eşitliğini esas alır.
4
1.Dönem / Devletçilik İlkesi
« Last post by velikz on Ocak 15, 2021, 08:25:40 ÖS »
Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda, ülkemizin ekonomik durumu oldukça kötüydü. Ülke, yıllardır süren savaşlardan hem ekonomik hem de insan gücü olarak çok zayıflamıştı. Osmanlı devletinden kalan borçlar, durumu daha da zorlaştırıyordu.  Halkın elinde sermaye yoktu. Sanayi alt yapısı yetersizdi. Ticaret ve demiryolları-limanlar yabancıların kontrolünde idi. Ulaşım güçlükle yapılmakta idi. Ticaretin gelişmesini sağlayacak tüccar, esnaf ve sanatkâr sayısı yetersizdi.

          Atatürk,  ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla devletçilik ilkesini ortaya attı.  “Devletçilik ilkesi, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuştur.
* Cumhuriyetin ilk yıllarında özel teşebbüs, gelişme için yeterli yatırım yap(a)mamıştır?
Çünkü özel teşebbüsün(sektörün) elinde yatırım yapmak için yeterli sermaye, bilgi-tecrübe, teknoloji ve nitelikli işgücü yoktu.
Öte yandan dünyada 1929 ekonomik krizi yaşanıyordu.

* Devletçilik ilkesinin temel esasları nelerdir?
       Devletçilik anlayışı, ülke kalkınmasını sağlayacak alanlarda, özel sektörün yapamadığı işlerin(sanayi, ulaşım/haberleşme altyapısı, bankacılık…) devlet tarafından yapılmasını öngörür. Devletçi ekonomi, özel girişimciliğe karşı değildir, hatta teşvik eder(?).  Günümüzde bu durum karma ekonomi kavramı ile ifade edilebilir. 

Devlet ekonomide hem planlayıcı hemde yatırımcı-işletmeci olarak yer almıştır.

 1933- 1938 yılları arasında Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulandı. Planın temel hedefi, üç beyaz olarak adlandırılan ve hemen hemen tümü ithalat yoluyla karşılanan un, şeker ve pamuğu ülke içinde üretebilmekti Türkiye bu planı başarıyla uyguladı.

Devletçilik ilkesi doğrultusunda;
 Özel sektörün kredi ihtiyacını karşılamak üzere 1924 yılında Türkiye İş Bankası kuruldu.

 Sümerbank ve Etibank’ı kurarak sanayi ve madenciliğe önem verdi. MTA(Maden Tetkik Arama) Enstitüsü kuruldu.

 Ülkenin çeşitli yerlerinde demir- çelik, deri, şeker, dokuma, cam ve kâğıt fabrikaları açtı.

 Devlet, demir yolu, liman, köprü, baraj gibi altyapı tesisleri kurarken, okullar, üniversiteler, hastaneler, spor tesisleri açmıştır.

 Ayrıca şehirlerimizin modern şehircilik anlayışına uygun şekilde yenilenmesi için çalışmalar başlattı.

              Halkımız cumhuriyetin ilanı öncesinde birçok ihtiyacını ithal etmek suretiyle dışarıdan karşılamak zorunda idi. Devletçilik ilkesi sayesinde Türk milleti ekonomik kalkınma ile ihtiyaçlarını kendi üretimi ile karşılamaya başlamıştır.(?)
5
1.Dönem / Laiklik İlkesi
« Last post by velikz on Ocak 15, 2021, 08:24:31 ÖS »
* Laikliğin tanımını yapınız?
Devlet işleri ile din işlerinin ayrı yürütülmesi, birbirine karıştırılmamasıdır.

* Laiklik hangi hak/özgürlük ile ilişkilendirilebilir? Açıklayınız
Din ve vicdan özgürlüğü, herkes dini inancını özgürce yaşayabilir,

Laiklik, dine karşı değildir, aksine toplum hayatında din ve vicdan özgürlüğünün teminatıdır. Kişilerin istediği dine inanmalarını –isterse hiçbir dine inanmamalarını-  dinlerinin gereklerini özgürce yerine getirebilmelerini öngörür. Dine, bir vicdan meselesi olarak bakar.

          Laiklik, devlet işlerinin dini esaslara göre değil, akıl ve bilim esas alınarak düzenlenmesidir. Aynı zamanda devletin tüm inanç ve mezheplere eşit mesafede olmasını öngörür.

* Ülkemiz hangi alanlarda laik yapıya kavuşmuştur?(4)
Yönetim, eğitim, hukuk ve sosyal alanda

“Bizi yanlış yola sevk eden habisler(alçaklar-kötüler) bilirsiniz ki genellikle din perdesine bürünmüşler, saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir…” *Gazi’nin bu sözleri, size neyi, hangi olayları anımsatıyor?
Gazi dini inanç ve duyguların istismar edilmesine izin vermeyeceğini belirtiyor, bu yönde yaşanan Şeyh Sait İsyanı ve Menemen İsyanı oldu. Bu doğrultuda Tekke ve Zaviyeler kapatıldı.

* Laik devlet yapısının gerçekleşmesi yolunda yapılan inkılâplar nelerdir?
Yönetim alanında:(4)
■ Halifeliğin kaldırılması
■ Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin Kaldırılması
■ Saltanatın kaldırılması

Hukuk alanında:
▲Anayasa’dan Devletin dini İslam’dır maddesinin çıkarılması(1928)
▲Medeni Kanun’un kabulü
▲Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması
▲Milletvekillerinin “Vallahi, Billahi” diye başlayan ant içme şeklinin değiştirilmesi

▲ Devlet, tüm inançlara aynı mesafede olup, hangi dinden olursa olsun bütün vatandaşlara aynı hukuk kuralları uygulanarak eşitlik sağlanmıştır. Böylece toplumda birlik-beraberlik sağlanmıştır.

Eğitim alanında: (3)
● Çağdaş-bilimsel eğitim amacıyla: Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarıldı.
● Medreselerin kapatılması
● Üniversite Reformu

Sosyal alanda: (2)   
 Laiklik ilkesine göre devlet dinî inanç ve duyguların istismar edilmesine izin vermez. Bunun için;
 Tekke ve zaviyeler kapatıldı.
 Kıyafet inkılâbı, ek olarak din adamlarının ibadethaneler dışında dini kıyafetlerle gezmesi yasaklandı.

Yani Laikliğin, ülkemizin çağdaşlaşmasında da büyük katkısı olmuştur.

* Laikliğin halkçılık ve cumhuriyetçilik ilkeleriyle ilişkili olduğu söylenebilir mi? Neden?
Halkçılıkla ilgilidir çünkü hangi dinden olursa olsun tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğunu savunur
Cumhuriyetçilik, çünkü gücünü dinden alan halifeliği-saltanatı değil, milletin iradesinden alan cumhuriyet yönetimini savunur.

* Tüm bu anlatılanlara göre laikliğin esasları nelerdir?(3)
Her alanda akıl ve bilimin yol göstericiliğini esas alması
Din ve vicdan özgürlüğünü savunması
Devlet işleri ve din işlerinin ayrı yürütülmesini esas alması
6
1.Dönem / 8.sınıf inkılap tarihi Yaşasın Cumhuriyet
« Last post by velikz on Ocak 14, 2021, 11:40:35 ÖS »
Yaşasın Cumhuriyet

* Cumhuriyetin ilanına zemin hazırlayan gelişmeler nelerdir?
TBMM’nin açılması, Saltanatın kaldırılması

       Saltanatın kaldırılması ile, rejim(?) ve devlet başkanlığı nasıl belirleneceği tartışmaları başladı.

       Gazi’ye göre: “Türk milletinin karakterine ve geleneklerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.”  Zira milli mücadelenin başlangıcından beri, milli egemenliğin sağlanması gerektiğini vurguluyordu.

        23 Nisan 1920’de kurulan yeni Türk Devleti’nin henüz ismi yoktu. Hükümet, BMM Hükümeti adını taşıyordu. Meclis Başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanı idi. Meclis hükümeti sistemine göre, bakanlar milletvekillerince oylanarak seçiliyordu. Bu sistem, aynı düşüncede olmayan bakanların aynı kurul içerisinde yer almasına neden oluyordu. Ortak karar almayı güçleştiren bu durum nedeniyle sık sık istifalar yaşanıyor, hükümet çalışmaları aksıyordu. Tam bu sırada 27Ekim 1923’te Fethi Okyar hükümeti istifa etmiş,  bakanların seçimi üzerinde bir türlü anlaşma sağlanamamıştı. Bunalımın aşılması, Cumhuriyetin ilanı için de fırsat doğurdu.  Atatürk’ün tasarısı, 29 Ekim 1923’de kabul edilerek Cumhuriyet ilan edildi.
 
                     Meclisteki tüm milletvekillerinin oyunu alan Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Ayrıca “meclis hükümeti” sistemi yerine, “kabine hükümeti” sistemine geçildi. (yani halkın seçtiği milletvekilleri Cumhurbaşkanını seçecek, Cumhurbaşkanı, milletvekillerinden başbakanı atayacak, başbakanda milletvekilleri arasından uyum içinde çalışabileceği bakanlarını belirleyerek hükümeti oluşturacak.) Böylece olası hükümet bunalımları da bu sistemle aşılmış oldu.

Cumhuriyet’in ilanı ile;
   Demokrasinin- milli egemenliğin gerçekleşmesi yolunda çok önemli bir adım atıldı.


   Yeni Türk devletinin adı, devlet başkanı ve rejimi belli oldu.

   Meclis başkanlığı ile hükûmet başkanlığı birbirinden ayrıldı. Böylece güçler ayrılığı yolunda önemli adımlar atıldı.
7
1.Dönem / Başkent Ankara 8.sınıf inkılap tarihi
« Last post by velikz on Ocak 14, 2021, 11:39:58 ÖS »
* Gazi’nin “Bir geminin topunun telaşına düşecek yerde hükümet merkezi olamaz.” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İstanbul’un denizden saldırıya açık olması, Lozan antlaşmasına göre de Boğazların iki yakasında asker bulunmayacaktı. Ankara’nın daha güvenli bir yer.



Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara

“TBMM binası kurulurken çatısı tamamlanamadı. Bunun üzerine Ankaralılar kendi evlerinin çatılarından söktükleri sağlam kiremitleri Meclisin çatısı için getirdiler. TBMM’nin çatısı böylece tamamlandı.”
* Bu olay ile Ankara’nın başkent olmasının ilgisi nedir?
Ankaralılar milli mücadeleye sadece canlarıyla değil, mallarıyla da büyük destek vermiş, fedakârlık göstermişlerdir, bu da başkent seçilmesinde etkilidir.

       TBMM’nin Ankara’da açılması, Kurtuluş Savaşı ile ilgili çok önemli kararların alındığı bir yer olacaktır.

        Ankara, resmen olmasa bile uygulamada başkentti, Milli Mücadelenin yönetim merkezi idi.
 * Ankara’nın başkent ilan edilmesi hangi alanda yapılan bir inkılâptır?
Siyasi-yönetim(idari) alanda

* Mustafa Kemal’in Ankara’yı uygulamada başkent olmasına karşın, uygun zamanı beklemesi onun hangi kişilik özellikleriyle ilişkilendirilebilir?
Sabırlı ve planlı hareket etmesi

          Ankara’nın başkent olması ile ilgili kanun tasarısı, 13 Ekim 1923’te kabul edilerek, anayasaya girdi.

* Ankara neden başkent ilan edilmesinde rol oynayan tarihi, coğrafi, askeri nedenler neler olabilir?+++
Ankaralılar milli mücadeleye maddi-manevi büyük fedakârlık yapmışlardı, TBMM Ankara’da açılmış-Kurtuluş savaşı buradan yönetilmişti,
Anadolu’nun merkezinde yer almaktadır, denizden saldırıya kapalı güvenli bir yerdir.

“Yeni devlet bir hanedan, imparatorluk veya din üzerine değil Türk ulusuna dayanıyordu ve başkenti de Türk ulusunun kalbinde idi” 
* Yukarıdaki alıntıya göre; Bernard Lewis, yeni Türk devleti ile yeni başkent arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
İstanbul Padişahlığı temsil eden bir kent iken, Ankara Milli Mücadeleyi TBMM’yi yansıtan bir kentti, bu durum da başkent olarak tercih edilmesinde etkili oldu.

8
1.Dönem / Saltanattan Milli Egemenliğe
« Last post by velikz on Ocak 14, 2021, 11:38:27 ÖS »
Saltanattan Milli Egemenliğe
       Egemenlik(hâkimiyet), ülkeyi yönetme gücüdür, egemenlik yani yasama, yürütme ve yargı bir kişinin elinde toplanırsa yönetim şekli Monarşi-Padişahlık olur.

       Milli egemenlik ise, yönetimin halkın (seçtiği temsilcilerin) elinde olmasıdır.

       Mustafa Kemal’in amacı, önce yurdumuzu işgalden kurtarmak, ardından da millî egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurmaktı.

       Mustafa Kemal, millî egemenliği gerçekleştirme yolundaki ilk büyük adımı TBMM’yi açarak ile attı.

        Meclis’te kabul edilen, ilk anayasa(1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” maddesi ile ulusal egemenlik yasal güvence altına alındı.

       Saltanatın merkezi olan İstanbul’un önce İtilaf devletlerince işgal edilmesi, Mudanya Mütarekesi ile TBMM’ye teslim edilmesi ile ne anlama gelir?
Osmanlı Devleti’nin hukuken sona erdiği

       Lozan Görüşmelerine, Türk tarafından hem TBMM’yi hem de İstanbul Hükümetinden temsilci çağıran, İtilaf devletlerinin amacı, iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanarak, antlaşma masasında istediklerini elde etmekti. Hem İtilaf devletlerinin oyununu boşa çıkarmak hem de Türk Milleti’nin gerçek ve tek temsilcisinin TBMM olduğunu göstermek üzere, 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı.

* Saltanat,  neden daha önce kaldırılmadı?
Kurtuluş savaşı birlik-beraberlik içinde kazanılabilirdi. Savaş sırasında Padişahlığı kaldırmak birliğimizi bozup, TBMM’ye karşı yeni isyanların çıkmasına yol açabilirdi.

       Padişah VI. Mehmet Vahdettin, İngilizlere sığınarak İstanbul’dan ayrıldı. Halifeliği kaldırılmadı.  neden?
Halifelik dini bir makam olduğundan kaldırılması İslam’a karşı görülüp tepkilere-isyanlara neden olabilirdi. İnkılaplar halifenin desteği ile halka daha kolay benimsetilebilirdi.

       Önce TBMM’nin açılması, ardından Saltanatın kaldırılması; Cumhuriyet’in İlanına uygun ortam oluşturdu. 

       Saltanatın kaldırılması, siyasi-yönetim alanında yapılan ilk inkılaptır.
9
Savaşa Rağmen Maarif Kongresi

       Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi’nin, “savaş sürerken(Kütahya-Eskişehir) bu toplantı ayak bağı olabilir, savaşın bitimine erteleyelim.” teklifi Gazi tarafından reddedilir. Gönüllü olarak cepheye gitmek için Ankara’ya gelen öğretmenleri tekrar okullara göndermiştir. Kongrenin zamanlaması, erteleme önerisinin reddedilmesi neyi kanıtlar?
Eğitime verdiği önemi göstermektedir.


       Gazi’nin ve yaklaşık 180 öğretmenin katıldığı kongrede, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yeni Türk Devleti’nin eğitim sisteminin temelleri atılmıştır.

       Atatürk’e göre, cahillikle-geri kalmışlıkla savaş, en az bağımsızlık savaşı kadar önemli idi. Eğitim, bir milletin geleceği üzerinde ilk belirleyicidir. Gazi’nin belirlediği ‘çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak’ vizyonu, eğitimin çağdaş-modern esaslar ile yapılmasına bağlıdır.

       Gazi, kongredeki konuşmasında, çocuklarımız-gençlerimiz yetiştirilirken; milli benliği zedeleyen unsurlara karşı uyanık ve mücadeleci olunması gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre ile yeni Türk devletinde yapılandırılacak eğitiminin hangi niteliğini vurgulamıştır?
Milli bir eğitim sistemi kurulacağını

       Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi’nin, “savaş sürerken(Kütahya-Eskişehir) bu toplantı ayak bağı olabilir, savaşın bitimine erteleyelim.” teklifi Gazi tarafından reddedilir. Gönüllü olarak cepheye gitmek için Ankara’ya gelen öğretmenleri tekrar okullara göndermiştir. Kongrenin zamanlaması, erteleme önerisinin reddedilmesi neyi kanıtlar?
Eğitime verdiği önemi göstermektedir.


       Gazi’nin ve yaklaşık 180 öğretmenin katıldığı kongrede, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yeni Türk Devleti’nin eğitim sisteminin temelleri atılmıştır.

       Atatürk’e göre, cahillikle-geri kalmışlıkla savaş, en az bağımsızlık savaşı kadar önemli idi. Eğitim, bir milletin geleceği üzerinde ilk belirleyicidir. Gazi’nin belirlediği ‘çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak’ vizyonu, eğitimin çağdaş-modern esaslar ile yapılmasına bağlıdır.

       Gazi, kongredeki konuşmasında, çocuklarımız-gençlerimiz yetiştirilirken; milli benliği zedeleyen unsurlara karşı uyanık ve mücadeleci olunması gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre ile yeni Türk devletinde yapılandırılacak eğitiminin hangi niteliğini vurgulamıştır?
Milli bir eğitim sistemi kurulacağını
10
Kütahya – Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921) Yunanlılar İngilizlerin de desteği ile asker, top ve tüfek açısından çok güçlü bir ordu ile, Türk Ordusunun yeterince hazırlanmasına izin vermeden hemen saldırıya geçti. Türk ordusu mağlup oldu. Bu yenilginin nedenleri neler olabilir?
Türk ordusunun yorgun olması, Yunan ordusunun silah-cephane ve sayı olarak çok üstün olması

       Afyon, Kütahya ve Eskişehir Yunanlıların eline geçti.
 
Yunan ordusunun Eskişehir’e girişi

       Mustafa Kemal, Türk ordusunun daha fazla kayıp vermesini engellemek, iki ordu arasına doğal bir sınır oluşturup, orduyu toparlamak-güçlendirmek için Türk Ordusunun Sakarya nehrinin doğusuna çekilmesi emrini verdi.

       Bu durum; Türk halkında ümitsizliğe ve karamsarlığa yol açtı, emri veren M. Kemal’in bile tartışılmasına neden oldu. Hükümet merkezinin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.

Pages: [1] 2 3 ... 10